CLOSE UP: KİYARÜSTEMİ’NİN YAKINDAN BAKIŞI

Close Up filmini sizler için analiz ettik: Sabzian’ın yaptığı da benzerdir kendi durumuna. İşsizlik ve yoksulluktan, sanatı çıkış olarak görmek. Bir bakıma Sabzian’ın yalanına kendini kaptırarak, onu fazla sorgulamadan onun tüm vaatlerine inanarak, Sabzian’ın suçunun parçası olmuştur. Bir tarafta yönetmenliği bir çıkış olarak gören işsiz Sabzian, diğer tarafta oyunculuğu bir çıkış olarak gören işsiz genç mühendis.

CLOSE UP: KİYARÜSTEMİ’NİN YAKINDAN BAKIŞI

Yakın plan deyince ilk akla gelen bir çekim türü olsa da, bu kavramın filmdeki kullanım yeri ve karşılığı, bir olayın aslına odaklanmak, olaya yakından bakmaktır. Filmimizde de izleyeni derinden etkileyenin, yönetmenin bu çekim yöntemini “bir bakış yöntemine” dönüştürmüş olması gerçeğidir. Nasıl ki yakın plan çekim sahnelerinde ekrandakini daha detaylı görüyorsak, insanın yaşadıklarına yaşam gerçeklerini de dahil ederek yakından baktığımızda, onu anlamamız kolaylaşacaktır. Önemli olan, insana nasıl ve nereden baktığımızdır. Yoksa her insan bir muammadır geniş planda.

Filmi genel olarak beş bölüme ayırabiliriz. İlk bölüm, Sabzian’ın gözaltına alınma sahnesi; ikinci bölüm, yönetmen Kiyarüstemi’nin film çekmeye karar verip yaptığı röportaj sahneleri; üçüncü bölüm, duruşma sahnesi; dördüncü bölüm, duruşma sahnesinde anlatılanların canlandırılma (flashback) sahneleri; son bölüm ise Sabzian’ın cezaevinden çıkışı ve devamı.

I. Muhabirin Gözünden

İlk bölümle başlayalım. Bu bölümde muhabir, bölümün başrolüdür. Her şeyi ondan dinleriz. Açılış sahnesi onunla başlar ve Sabzian hakkında ilerleyen sahnelerde yakından ve detaylıca öğreneceğimiz her şeyi ilk sahnede, duyduğu kadarıyla anlatır muhabir. Onu dinleyenler(taksinin içindekiler) olaya pek ilgili değildir. Taksici, ünlü yönetmen Mahmelbaf’ı tanımaz bile: “O kim, işadamı mı?” der. Taksideki iki askerin de haberle ve olayın aslıyla pek ilgisi yoktur; onların işi Sabzian’ı gözaltına almaktır sadece.

İlk bölümde, dikkat edersek eğer, hem anlatılanlarda hem de bize gösterilende geniş plan vurgusu vardır. Bu durumu epeyce pekiştirmiş yönetmen. Taksiciye baktığımızda, kendisi emekli bir savaş pilotu ve yıllarca havada görev yapmış. Taksici olmasına rağmen yolları neredeyse hiç bilmiyor; her döndüğü kavşakta yolun devamını yoldan geçene soruyor. Yıllarca yeryüzüne havadan, yani geniş plandan bakmaya alışmış biri. Hayata, etrafına, taksicilik yaptığı yollara yakın plandan bakınca bocalıyor. Çünkü havadan bakmak da aslında bir geniş plan bakıştır ve her şeyi birbirinin aynı, genel hatlarıyla görürsün. Emekli pilot (şimdiki taksici), kendi yakın planından etrafa bakınca, doğal olarak kayboluyor. Bir şeye uzaktan bakmanın sığlığı ve yakından bakmanın derinliği vurgulanır böylece.

Habere konu olan sahte Mahmelbaf, aslında bir muammadır ve muhabirin ona yaklaşımı da yine geniş plandadır. Onu genel olarak bir sahtekâr, dolandırıcı olarak kurgular ve haber yapar; amacı, bu sahtekârlığın nedenlerini araştırmaktır. Ancak, araştırdığı olayı en başından sahtekarlık olarak kabul etmiştir bir kere. Kafasındaki nedenler de yüzeysel ve “geniş plan” bakışa göredir. Ona göre bu sahtekâr, ya hırsızlık planlamakta ya da buna benzer bir menfaat peşinde. Daha insanca bir planı olabileceğini düşünmez bile.

Taksi, Sabzian’ın gözaltına alınacağı evi bulup önünde durur. Bu sahnede, kapının ardındaki olayları görmeyiz. Muhabir eve girip taksici ve askerleri kapıda bekletir. Kamera da kapıda kalır. Haliyle biz de kapıda kalırız. İçeride olanları yakın plandan görmeyiz. Ele alacağımız dördüncü bölümde ise tam bu anda içeride olanları yakın plandan göreceğiz. İlk bölümde aynı sahneye kapının dışından bakmakla, ilerleyen bölümde kapının içinden bakmak arasındaki farkı görünce, olaylara genelde nasıl da kapı ardından bakmaya alışık olduğumuzu ve yaklaşımımızın derinliksizliğini fark edeceğiz.

II. Kiyarüstemi’nin Olaya Dahil Olması

İkinci bölüm, yönetmen Kiyarüstemi’nin bu dolandırıcılık haberini gazetede okuması sonrası başlar. Haberi okuyan yönetmen, bu olayın filmini çekmeye karar verir ve bu karar sürecini ve çekim aşamasındaki görüşmelerini de kurguya ekler. Bunun için hem kandırılan aileyle, hem gözaltı işlemi yapan askerlerle hem de duruşmada çekim yapabilmek için izin alması gereken mahkeme hakimiyle görüşür. Tabi, cezaevine gidip Sabzian’ı görmeyi de atlamaz.

Sabzian’la cezaevinde tanışır ve film kurgusuna bu görüşme sahnesini de ekler. Ancak filmde izlediğimiz cezaevi görüş sahnesi sonradan çekilen bir kurmaca mı yoksa gerçek görüşmenin gizli veya açık kamera kaydı mı çok anlaşılmaz. Ancak, bu filmde kurmaca ve gerçek zaten iç içe geçmiş olduğundan, bu sorunun da çok önemi yoktur.

III. Duruşmanın Gerçek Kaydı

Üçüncü bölüm artık duruşmanın yapıldığı sahnedir ve kurgu değildir. Evet, vurgulamak gerekirse, bu sahne tamamen gerçektir. Duruşma için yönetmen, çekim iznini alabilmiş ve duruşmayı belgesel olarak kayda almıştır.

Bu sahnenin riskleri de vardır elbette. Sabzian artık bir belgesel çekimine konu olduğundan haberdardır ve rol yapma, doğallıktan kaçınma ihtimalleri vardır. Duruşma sahnesinde yer yer doğal görünmez hatta. Yönetmen bile çekimin sonlarına doğru “şu an rol yapmıyor musun?” diye uyarır. Çünkü filmin ve meselelerin yakın planı artık bu sahnededir ve gerçeğin anlaşılması istenir.

Duruşma sahnesi, olayın aydınlatılması ve gerçeğin anlaşılması açısından önemlidir. Çünkü olaya artık yakından odaklanan yönetmen ve mahkeme, Sabzian’ın suçunun nedenlerini ortaya koymak zorundadır. Bu sahne bir belgesel olmasının yanında gerçek bir yargılamadır da.

Sabzian, kendini masum göstermeye çalışmaz; kendini Mahmelbaf olarak tanıtıp aileden para aldığını da asla inkar etmez. Ancak bunun nedeni olarak sanat aşkını vurgular. Sanat aşkı için rol yaptığını, sahtekarlığı anlaşılana kadar da asla rolden çıkmayıp bu yalanını sürdürdüğünü söyler. Söylediği kısmen anlaşılır gelse de kısmen de yavan gelir herkese.

Duruşma ilerlerken, kandırılan aile Sabzian’ı affetmez ve şikayeti geri almayı kabul etmez, çünkü; onlara göre Sabzian hala rol yapıyordur. Onlara göre duruşmadaki kamera nedeniyle Sabzian doğal davranmıyor, bu sefer de masum ve duygusal, sanat aşığı rolü yapıyordur. Yönetmen de Sabzian’ı zorlar. Arada onu bozar ve “şu an hangi rolü yapıyorsun?” der. Sonrasında gazeteci, tanık sıfatıyla dinlenir ve Sabzian’ı daha da sıkıştırırlar. Artık Sabzian bu baskıyı kaldıramaz ve gerçekleri söylemeye başlar. Gerçekleri söylerken sesi samimi, hüzünlü, kısık ve pişman çıkar. Tüm aile ikna olur ve onu affeder.

Nedir Sabzian’ın gerçeği? Neden kendini Mahmelbaf olarak tanıtmıştır? Bisikletçi filminde kendini bulduğunu neden vurgulayıp durmaktadır?

Hepsini artık anlarız:

Sabzian, dolmuşta tanıştığı kadına yalan söylediği esnada karnı açtır. Evden yemek yemeden çıkmış ve cebinde de parası yoktur. Uzun zamandır da işsizdir. Kadına kendini yönetmen olarak tanıtmadaki ilk amacı da, kadın tarafından eve davet edilip karnını doyurmaktır. Rolünü sürdürme sebebi de, aileden gördüğü saygıyı daha önce hiçbir yerden görmemiş olması ve bu saygı uğruna tutuklanmayı bile göze almasıdır. Aileden aldığı parayı da yoksulluğunu kısa bir süre bile olsa sonlandırmak, cebinde para olması duygusunu tatmak için alır.

Hayatında eksik olan ve hayalini kurduğu her şeye, yaptığı bu rolle kavuşuyor. Dikkat edersek buradaki asıl arzu, sanat aşkından ziyade, öncelikle karın doyurmak, işsizliğin getirdiği parasızlıktan bir süre de olsa kurtulmak ve saygı görmek. Kiyarüstemi’nin yakın planı sayesinde, bir insanın gerçeğine böylece şahit oluyoruz biz de.

Elindeki “Bisikletçi” senaryosu da Mahmelbaf’ın son filmi olup, durumu belki Sabzian’dan bile beter olan bir Afgan’ın hikayesini anlatmaktadır senaryo. Sabzian bu filmde kendini bulduğunu söylediğinden, biz de bu filme bir göz attık.

Bisikletçi filminde bir Afgan ailesi anlatılır. Anne hastadır, baba ve oğul ise annenin tedavi ve hastane bakım parası için iş bulma çabası içindedir. Ancak iş bulamazlar. Baba daha önceden bir sirkte üç gün aralıksız bisiklet sürüp şampiyon olmuştur. Bu haberi duyan bir sirk işleteni tarafından kendisine bir teklif gelir. Yedi gün boyunca sirkte aralıksız bisiklet sürecek ve eşinin tüm tedavi masraflarını sirk işleteni ödeyecektir.

Bisikletçi türlü oyunlara ve rakip işletmelerin dalaverelerine ve engellemelerine rağmen şampiyon olur ve para ödülünü kazanır. Bu filmi izlerken, yaşanılan hayat koşullarının gerçeküstü derecede kötü olduğunu görürüz. Bir insanın eşinin tedavisi ya da başka bir sebep için yedi gün aralıksız bisiklet sürmesi de oldukça gerçeküstü görünür. Ancak, işsizlik ve yoksulluk çok sert vurgulanır bu filmde.

Şimdi gelelim Sabzian’a. Bisikletçi’de kendini bulduğunu, bu filmin kendisini anlattığını söylüyor. Kandırdığı aileye de bu filmi ailece izlemelerini salık veriyor. Bisikletçi’deki gerçeküstü koşulları görünce, Sabzian’ın yaptığı şey hafif bile kalıyor. Sonuçta aileden çok yüklü bir para koparmamış, onları film çekeceğine ikna edip saygınlık ihtiyacını tatmin etmiştir. Bir de muhtemelen ailenin evine her gittiğinde karnını doyurma şansı bulmuştur.

Duruşmanın sonuna doğru Sabzian gerçeği söyler ve kendisinin Bisikletçi ile ortak durumu anlaşılmış olur. Artık, kandırılan aile gerçeği kavrar ve onu affeder.

IV. Sabzian’ın Canlandırma Sahneleri

Dördüncü bölüm Sabzian’ın aileyle tanışma sahnesinin canlandırmalarından oluşuyor. Üçüncü bölümle bu bölüm iç içe; bir yandan duruşma devam ederken, geriye dönüş çekimleriyle canlandırmalar ekleniyor filme. Böylece Sabzian’ın başından geçenleri artık yakın plandan biz de görüyoruz. İlk bölümde Sabzian’ı muhabirin gözünden eksik tanırken; üçüncü ve dördüncü bölümle Sabzian’ı gerçekten tanımaya başlarız. Yönetmenin esas yakın planı, bu bölümlerdedir. Bu bölümlerin önemini vurgulamak içinse, ilk bölümü geniş planda ve genel hatlarıyla çekmiştir.

Dördüncü bölümün son canlandırması, Sabzian’ın gözaltına alınma sahnesi. Bu sahne aynı zamanda filmimizin başındaki sahnedir; ancak içerden çekilmiş hali. Filmin başında kapı ardından baktığımız ve görmediğimiz olayları, evin içinden görüyoruz. Olaya dışarıdan bakmanın yetersizliğini ve yakın planın önemini bir kez daha kavrıyoruz.

V. Sabzian’ın Serbest Kalması

Son bölüm, Sabzian’ın cezaevinden çıkışı sahnesiyle başlar. Bu sahne de yarı kurmaca yarı gerçektir. Şöyle ki, Sabzian kameraya alındığını bilmezken, onu karşılamaya giden Mahmelbaf gizli bir mikrofonla ve gizli kameralar eşliğinde onu karşılamaya gider. Birlikte, Sabzian’ın isteği üzerine özür dilemek için kandırılan ailenin evine giderler. Evin önünde de gizli kameralar vardır ve bu sahneyi de yarı kurmaca yarı gerçek planda görürüz. Ve film biter.

Filmde kendisini oynayan Hüseyin Sabzian

SON

Sabzian’ın pişmanlığını başlangıçta kabul etmeyen ve şikayetini geri almayan ailenin, duruşmanın sonuna doğru fikrini değiştirmesi önemlidir kanımızca. İkinci bölüm olarak ele aldığımız, Kiyarüstemi’nin olaya el atıp aile ile görüşmeye gittiği sahnede önemli detaylar var.

Ailenin kandırılan oğlu mühendis olmasına rağmen altı aydır işsiz olduğunu söyler. Başka arkadaşlarını da sayar ve onların da bir yıldır işsiz olmasından bahseder. Aynı kişi, Sabzian’ı duruşmanın sonuna doğru affettiğini söylerken de Sabzian’ın tüm bu yaptıklarının işsizlik ve yoksulluktan kaynaklı olduğunu anladığını ve bunu anladığı için artık onu affettiğini söyler. Yine bu kişi, ikinci bölümdeki röportajında sanat aşığı olduğunu, sahte Mahbelbaf’a kendini kaptırma nedeninin de işsizlikten kaynaklı kendini sanata vermesi olarak değerlendirir.

Sabzian’ın yaptığı da benzerdir kendi durumuna. İşsizlik ve yoksulluktan, sanatı çıkış olarak görmek. Bir bakıma Sabzian’ın yalanına kendini kaptırarak, onu fazla sorgulamadan onun tüm vaatlerine inanarak, Sabzian’ın suçunun parçası olmuştur. Bir tarafta yönetmenliği bir çıkış olarak gören işsiz Sabzian, diğer tarafta oyunculuğu bir çıkış olarak gören işsiz genç mühendis.

İçinde yaşadığın koşullar ne kadar zorsa ve akıl dışıysa, kurtuluşu da akıl dışı işlerde bulabiliyorsun.

Her şeye rağmen, sonuç itibariyle Sabzian’ın sözü tutulmuş oluyor; film çekmek için söz verdiği aile, onun sayesinde bu filmimizde oynamış oluyor.

Veysi Çetin
Veysi Çetin
Dokuz Eylül Hukuk mezunudur. Marksizm ve Hukuk Okulu üyesi ve yürütücüsüdür. Önsöz Dergi'de, Gazete Duvar'da ve Başka Mecra'da film/kitap eleştirileri yazmaktadır.

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X