DAVET

Davet

İnsan uzunca bir yolda yürüyor. Mutluluğa ve saadete dair bin bir seçenek sunuluyor bizlere. Kendisine sormadan edemiyor hangisi doğru diye. 

Büyüklerin sözleri dinlenir, en güvenilir ve en doğru yollar onlarınki gibi gelir.

İnsan kendisine yakın geleneklere aidiyet hissiyle bağlanır. Hep sorgular ne kadar içindeyim, ne kadar özümsedim diye. Sıkıca tutunur, eski zamanlardaki ihtişamı bekler. 

Bazen güvendiği yollar herkesçe kabul edilmiş olandır. Her mesele bir hakediştir.

Kazanç istiyorsan herkes tarafından onaylanmalı, bunun için de çok çalışmalısın. Herkes birbiriyle anlaşmıştır; aynı değerleri yüceltelim, aynılarını yerelim diye.

Yanlışlar ve doğrular nettir. Yapılması gerekenler her zaman mantıklıdır. Eğer buna uyarsak herkes kârlı çıkar.

İnsan bir şeyler yapmak gerektiğini hisseder.

Etki etmek, yaşama dokunmak ister.

Bir şekilde kendini duyurmak, kendi hikayesini onurlandırmak ister.

Bulunduğu konumdan bir vizyon çizer ve buna ulaşmak için en meşakatli yollara bile katlanır.

O kadar dayanıklıdır ki, koca koca yükler taşısa da sesi çıkmaz.

En küçük hatasında kendisine kırbacı vurmak için hazırda bekler.

Kendinden başka kimden birşey bekleyebilirki ?

O yüzden ister de durur kendisinden. Daha, daha diye…

Bir mekan biliyorum, herkesle bir araya geldiğim. Herkesi dinleyebildiğim ve her şeye rağmen sevebildiğim. Oturduğum yerden yaşamla ve onu paylaşanlarla bağlantıda hissettiğim. Kendi değerimi görüp kendi hikayemi yücelttiğim. Benliğimi bütünün bir parçası olarak görebildiğim. Yeryüzüne ve doğaya aşkla bakabildiğim. Bir şey edinmemin gerekmediği, en güzelini zaten hakettiğim. Yalnız olmadığım ve dışarıdan kesintisiz destek gördüğüm.

Her gün yorgun düştüğümde iki elimi kalbime koyup bu mekana uğruyorum. Yorgunluğumu, hiddetimi, endişemi bırakıyorum; derdim olanla helalleşiyorum. Çekinip söylemediklerimi, kendime bile sakladıklarımı bir bir açıyorum. Kendi acımı, dünyanın acısını duyumsuyorum.  Gereken ne varsa, halihazırda orada, biliyorum. 

Yorgun düşen kimi görsem işte buraya davet etmek istiyorum. Ne anlatırsa anlatsın “boşver gel bir soluklan” demek istiyorum. Sonra tekrardan beraber düşünelim, nedir ne değildir ben de bilmiyorum. Ama ne yaparsak buradan başlayalım, uzaklara gitmeyelim istiyorum.

SANKALPA

OKAN TOYGUN ÖZTÜRKLER
OKAN TOYGUN ÖZTÜRKLERhttps://sankalpagunluk.wordpress.com/
SANKALPA Kendisi dünyaya geldiğinden dolayı pek memnun değil, sihire ve büyüye büyük bir özlem duyuyor. Yaşamı boyunca bunun yollarını araştırdı. Şimdi ise bunu kelimelerle ve eylemleriyle yapmaya çalışıyor. En çok hoşlandığı şeyler olumsuz duyguları olumluya çevirmek, dert dinlemek ve dertlere ortak olmak. Kendi varlığını, varoluşu tamamlanmaya giden bir niyet olarak görüyor. Bu yüzden kendisine Sankalpa adını seçti.
Önceki İçerikGÖRSEL-SAYISAL ŞİİR KİTABI
Sonraki İçerikYILDIZLARA BAK !

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

Ev İçi Terliği

Ev İçi Terliği, bir apartman boşluğu öyküsüdür. Bu öykü, fokurdayan apartman boşluklarının bitmeyen kelimeleridir.
X