Minimalizm’e giden yolda yürümeyi öğrenmek – Bölüm 1: “Dijital Minimalizm”

Hayatımızın ayrılmaz bir parçası Teknoloji, 20-25 yıl önce hayatımıza giren internet ve son 10 yılımızı esir alan Sosyal Medya ile birlikte gittikçe yoğunlaşan bir şekilde de bağlı olma duygusuyla artık hayatımız haline gelmiş durumda.

Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazım teknolojinin ve bilimin nimetlerinin yanında, kötü (yoğun) alışkanlıklar edinmek ve bu edinimlerin hayatımıza etkisi üzerine olacak. Ve yine bu yazı bir seri şeklinde “Minimalizm” konusunu anlamak için bir yol haritası ve deneyim paylaşımları ile devam edecek.

Dijital Minimalizm; Çevrimiçi vaktinizi, değer verdiğiniz şeylere dokunan, titizlikle belirleyip optimize ettiğiniz az sayıdaki faaliyete odaklı halde geçirmenizi ve geri kalan her şeye gönül rahatlığıyla sırt çevirmenizi öngören bir teknoloji kullanım felsefesi

Cal Newport

Minimalizm felsefesini uzun zaman önce hayatıma sokmayı planlamış olsam da bir süredir sadece Dijital kısmını güvenlik gerekçeleri (Bkz. Kaynakça; Güvenlik ile ilgili yazılarım) sebebiyle gerçekleyebilmiştim. Düşüncenin özellikle “Dijital Minimalizm” tarafını, yaklaşımımı değerlendirmek için Cal NEWPORT‘un kitapları ile birlikte sanal hayatımı (Dark Side) düzene koymak adına güncelledim ve bu güncelleme ile birlikte de faydalı olması açısından paylaşmak istedim.

Teknolojiyi, her türlü bilgiye ulaşımımızı kolaylaştırmasının yanında, bu kolaylığı kullanmak ve sürekli arayışta olmak arasında gitgeller yaşıyoruz.

Belki de bu gitgeller ile birlikte kendimize sormamız gereken bir soru doğmuş oluyor;

Teknolojiyi arayışta olduğumuz için mi kullanıyoruz yoksa sürekli bir kullanım alternatifi sunduğu için mi arayışta kalıyoruz?

En azından şunu biliyorum ki sürekli arayışta kalmak için teknolojiyi kullanmak “Dijital Minimalizm” i hayatımıza sokmak için önemli bir sebep haline getiriyor.

Teknolojiyi kullanma kısmında, Sanal Dünyada ürün olmak yerine kaynakları doğru kullanmak, değer yaratmak ve değer artırmaya çalışma yaklaşımına odaklanabiliriz. Bu odaklanmayı sağlamak ve konulara eğilmek için de zamanı doğru planlayabilme gerekliliği doğmakta. (Odaklanma Konusunda Cal Newport’un Pürdikkat kitabını tavsiye ederim.)


Ve odaklanabilmek için de; Bir süredir var olan davranış bilimi mühendislerinin -geliştirdikleri fikirleri kullanmamız için- davranışlarımızı değiştirmeye veya yönlendirme odaklı çalışmalarına, malzeme olmaktan çıkıp gerçekliğimize dönmeliyiz.

Tam bu noktada konuya bakış açımızı Değer Birimimizi değiştirmek ve çağımız hastalığı enflasyona çok hızlı yenik düşenzaman‘ın değerini anlamak (değerini bilenler için dünya çok farklı) ve korumak konusunu ciddi şekilde hayatımıza sokarak başlayabiliriz.

İktisadi Bilimlerde paranın zaman değeri (Bkz. burada), paranın şu anki ve gelecekteki değeri şeklinde önemli bir iki formülle ifade edilmekte.

“Bir şeyin maliyeti, o şey karşılığında hemen ya da uzun vadede verilmesi gereken ömür miktarıdır.”

Peki konuya tersten bakar ve Zamanın Değerini sorgularsak nereye varırız?

Bu soru ilk olarak, iktisadi yaklaşım olarak tüketim kültürünü yeniden değerlendirmek adına 1845 yılında Henry David Thoreau ortaya atılmış.

Zaman kazandığımız bir değer olmaktan çok yenilenemeyen bir sermaye ve her an bu sermayeden yiyerek hayatımıza devem ediyoruz.

Az Aslında Çoktur. – Dijital Minimalizm

An’ın değerini basit bir şekilde ortaya koymanın yanında, ileriye ve geriye hareket edemediğimiz ya da ölümsüzlük sınırına yakın bir süre hayatta kalamayacağımızı düşündüğümüzde, “Zaman”ın çok kıymetli bir meta olarak karşımızda durduğunu görüyoruz. Bu değer ile birlikte de az’ın bizim için çok olduğu da temelde kanıtlanmış oluyor.

Bu noktada az kavramını biraz genişletmekte ve örneklemekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Az; hayatımızda odaklı olmak ve dengede kalmak adına kullanabileceğimiz önemli bir ölçü ifadesi.

“Önemli Az’ın” Yasası’nı bilir misiniz?

Pareto ilkesi (Pareto Principle) olarak ya da 80/20 kuralı olarak bilinen yasa; “çoğu olay için, etkilerin kabaca %80’inin, etkenlerin %20’sinden kaynaklandığını belirtir.”

Pareto İlkesi

İş hayatından örneklemek gerekirse Az; İşimizin bir kısmı, iş listesinden kritik olanları öncelikli olarak yapmak şeklinde düşünmemiz ve 80/20 kural çıkarımıyla da, iş listenizdeki kritik işleri öncelikli olarak yaptığınızda kalan işleriniz standart olarak işinizin çoğunluğunu hayata geçirdiğiniz ve kalan kısa etkili işler olarak geride bıraktığınız durumu gerçekliyor.


İş hayatında başarılı olmuş kişilerin tavsiyelerinde, iş programlarında kritik ilk iki işi öncelikli yaptıklarını görebilirsiniz. Ya da istatistiklere baktığımızda en efektif 1-2 iş saatini (sabah ve öğleden sonra ilk işe başlamadan sonraki azami 2 saat) kritik işlere ayırdığımızda günlük ana işlerimizi tamamladığımız görülür. (Buradan yola çıkarak Avrupa’da haftalık çalışma saatinin 33 saate düşürme planlamasını da ayrı bir konuda değerlendirmek gerekir.)

Peki tüm bu konuştuklarımız bize ne sağlıyor?

Öncelikle zamanı doğru algılamamızı ve planlamamız gerekliliğini gösteriyor. Basit bir saat hesabı bile gün içinde hangi işe ne kadar zaman ayırdığımızı ortaya koyuyor. (Merak ederseniz yaratıcı insanların rutinlerinden çıkartılmış olan Creative Routins infografiğini inceleyebilirsiniz.)

Başarılı insanların zamanı planlamak ve doğrudan konulara odaklanmak adına Rutinleri var. 

[rutin] bir dizi sınırlı kaynaktan (ZAMAN, HEPSİNİN EN SINIRLI KAYNAĞI) yararlanmak için ince ayarlanmış bir mekanizma.

Bunun yanı sıra sağlam bir rutin, kişinin zihinsel enerjisi için iyice yıpranmış bir çizgiyi besler ve ruh hallerinin (irade, öz disiplin, iyimserlik) zorbalığından kurtulmaya yardımcı olur şeklinde anonim olarak da ifade edilmiş.

Ortaya koyduğumuz tüm bu argümanlar ile zamanı doğru kullanmak odaklanma adına sanal dünyadan sıyrılmamız ve zamanı heba etmememizin gerekliğini de ortaya koyarken sanal dünyadaki zaman adına, We are Social 2020 World veTürkiye raporlarındaki istatistiklere baktığımızda ne kadar korkunç durumda olduğumuzu ortaya seriliyor. Ve bu korkunç durum her geçen yıl artarak devem ediyor.

We Are Social 2020 Türkiye’de Medyada Harcanan Zaman İstatistikleri
We Are Social 2020 Türkiye Mobil Kullanım İstatistikleri – Kategorilere Göre Mobil Uygulama Kullanımı Dağılımları

Minimalizm ve adımlarından biri dijital minimalizmi gerçekleştirmek adına, harcanan zamanı, beğeni almak, tatmin duygusunu yaşamak ve zaman geçirmek için heba etmek yerine, faydalı bir geliştirmeye yönlendirmek için yapılabilecekleri yazımın ikinci kısmında değinerek devam edeceğim.

Sizleri konuyu düşünmek ve değerlendirmek için Cal Newport TED konuşması ile baş başa bırakıyorum.


Güvenlik ile ilgili yazılarım:
GÖZÜMÜZ ÜZERİNİZDE! GÜVENLİ İLETİŞİM İÇİN UYGULAMA SEÇİMİ YETERLİ Mİ?
VERİ PAYLAŞIMI VE GÜVENLİK İHLALLERİ 101
VERİ GÜVENLİĞİ VE GİZLİLİĞİ İÇİN YÖNTEM ÖNERİLERİ 102
ÜRÜN HALİNE GELMEK! ÜRÜN KULLANIMI VE HİZMET KOŞULLARI KABULÜ

Bora ERESICI
Bora ERESICIhttps://boraeresici.com/
Teknoloji alanındaki tutkumu ve alandaki 20 yılı aşkın iş tecrübemi şu an'da Snr. Technical Consultant olarak iş hayatında devam ettirmenin yanı sıra, eğitimci kimliğine ek olarak Tasarım ve teknoloji alanlarında girişimcilik serüvenleriyle zenginleştirmekle birlikte zaman buldukça da teknoloji yazarı olarak Başka Mecra katılımı sağlamaktayım.

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X