PANDEMİDE NEFES ALMAK

PANDEMİDE NEFES ALMAK

Aldığımız her bir nefesin ne büyük anlam ifade ettiğini anlıyorum şu günlerde. Yaşamın iç yüzünün göründüğünden de dolu olduğunu, ardına sığındıklarımızın yarattığı zoraki tabulara çoğumuzun esir olduğunu; elimizdeki bu yegane cevherin değerini geç fark ettiğimizi düşünüyorum. Dolu dolu yazmak geliyor insanın içinden. Eminim hepimiz öyle kanıksadık ki…

Nasıl mıyız? Etrafımızdan kendimizi ve öncelikle nefesimizi geri çektiğimiz şu günlerde çok değil birkaç ay öncesini yad ederken bile birbirimize karşı olan samimiyetimize imrenir haldeyiz… 

Pandemide Nefes Almak


Maskesiz sokaklarda yürüyebilmenin, dilediğin saatte dilediğin yerde olabilmenin, kalabalıklaşabilmenin, duygu yoğunluğunu paylaşabilmenin yahut birbirimize dokunabilmemizin bile ‘lüks’ sayıldığı zamanlarla karşı karşıyayız. Özgürce nefes alabilmenin veya bir yerlerde vakit geçirebilmenin belirli yaş skalalarına bağlı olduğu, o yaş grubunda olmayaların da işten güçten hiçbir yere yetişemediği; seçilmiş yaş grubunun üstünde ya da altında kalıp kendi sorumluluklarını bile “kısıtlanarak” yerine getiremedikleri, yediden yetmişe herkesin halinden muzdarip olduğu zaman dilimlerinin tam göbeğindeyiz. İşte tam da bu yüzden aldığımız nefeslerin değeri paha biçilemez noktada… 

Hiç dışarı çıkmadan tüm gün evdeyken iki el boğazınızı sıkar gibi geliyor değil mi? Sanki duvarlar bile üzerinize üzerinize geliyor, zaman geri akıyor ilerlemiyor, rutin işleriniz bile gözünüze batıyor, her gün aynı evi paylaştığınız insanlarda yeni kusurlar keşfediyorsunuz. Sağlıklı olabilmek için ya özgürlüğünüzden ya işinizden ya keyfinizden ya sevdiklerinizden ama illa ki kenarından köşesinden fedakarlık ediyorsunuz. Ve daha nice birbirini doğuran problemlerin ardı arkası kesilmiyor…

Yazmak bile yorarken, düşüncesi harap ediyor değil mi? Etmeli. Şu an tüm bunları okurken “Vay be! Hayatımıza farkında olmadan neler neler eklenmiş.” diye iç geçiriyor olabilirsiniz. Fakat bunlar, bu iç daraltan durumdan kazandıklarımız değil, aslında kaybettiklerimiz… Zaman geçtikçe samimiyetimizi, özgürlüğümüzü ve hayatın çalkantılı olmayan akışını bile kaybediyoruz. Ve daha kötüsü “normalleşme” sürecine girmesi gereken bizken, hızla normalleşen fikirlerimiz oluyor…

nefes
“Dünya geçici olarak kapalı”


Hayatın, hayata tutunmanın her yönden çok zor olduğu şu zamanlarda krizi fırsata çevirmek konusunda ustalaşmayı milletçe öğrenmek zorundayız. Aksi halde tahminimce daha çok uzun bir süre; içinde bulunduğumuz salgının ana vatanı olan ülkeler için gayet normal olan faaliyetleri kendimize “lüks” saymaya devam edeceğiz…

O yüzden öncelikle sağlık, sorumluluklar ve hayat arasında kurulu denge tahtalarının var olduğunu düşünürsek; ağır bastığımız yerden kaybedeceğiz birinden birini. Hayatın her alanında dengeyi bir tutabilenlere ne mutlu! Çünkü artık hayatta dengeyi oturtabilmek bile ekonomiye bakıyor. Ekonomik durumunuz iyiyse, sağlık imkanı ve sorumluluk rahatlığı beraberinde geliyor. Ekonomik seviyesi üst düzey kişilerin, orta halli bireylere teselli verip izleyecekleri yol hakkında nutuk attıkları şu zamanlarda tek temennim, sınıf ayrımlarının insanların belini en çok sağlık konusunda büktüğünü görmediğimiz, kaybettiklerimizi bir an önce yerine koyabildiğimiz ve ciğerlerimize dolu dolu oksijen soluyup doya doya sarılabildiğimiz günlere kavuşmaktır…

Umut

Irmak Aktaş – Mayıs 2021

IRMAK AKTAŞ
IRMAK AKTAŞ
“ 'Kuşlara da fazla imrenme' dedi meczûp. Uçmanın da çoğu çırpınmak. ” Çırpınan da benim, uçan kuş da. İmrenen de meczûp da.. Ben Irmak. Irmak Aktaş. 16 yaşında, çoğu konu için yolun çok daha başında ama sağlam adımlarla ilerleyen biriyim. Ne siyahtan ne beyazdan yana grilerin de varlığına inanan, okuma-yazma tutkusu olan, kendince dopdolu bir dünyası olup hayatın şeffaflığına dem vuran, merakını, heyecanını ve daha nice duygu yoğunluğunu kalemine taşıran naçizane bir yazar.

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X