KELİMESİ YOK

Çok uzak ama çok uzak bir ülkede kral Übü’nün ağzından çıkan sözler tanıdık ürkütücü bir dramın son perdesi gibiydi. Korkunç bir manzaraydı. İki oda bir salon cehennem manzaralı evlerden birindeydik. Mağduriyet aracı olarak kullanılan bu son gelen çok fenaydı. Übü kralın kızına ve bebeğine yapılan korkunç şeylerden bahsediyordu.

Bir kral olarak halka sesleniyor, lanetin nasıl caniler yarattığından bahsediyordu. Laneti ortadan kaldırmak için halktan yardım istiyor, halkı sivri kafalar ve yuvarlak kafalar olarak ayırıyordu. İnsanı tarifsiz bir duyguyla donduran şey bunlar değil. Başka bir şey. Kelimesi yok. Biz küçükken adam asmaca diye bir oyun oynardık.  Her bir harf bilinemediğinde çöp adamın -çöpinsan demek daha güzel tabi ama çocuktuk bu çizgiden mahlûkata da adam denmişti- bir çizgisi çizilirdi.  Ve o kelime bulunamazsa çöp adam darağacına asılırdı. Tabi kâğıt üstünde. 

Sanki memleketim şimdi o kelime. Ve darağacını çiziyoruz hep birlikte. Koskoca memleket bir kelimeyle darağacına asılıyor. –M-A-Ğ-D-U-R-İ-Y-E-T. Kalemi de düşürtsek şimdi yere. Göreceğiz ki dünya bu oyunun oynandığı bir defter. Her sayfası dolu çizgiler, çizgiler… Defter isyan etti. Silkeledi harfleri. –C-O-R-O-N-A yazdı darağacının kökünden öfkeyle. Yüzlerce farklı dilde binlerce farklı kelimeyle asılan doğanın, canlının, görünenin, görünmeyenin adıyla yazdı. Gezegende anlamayan tek bir insan kalmayana dek de yazacak. Ve işte çöküyor defter-i kebir. Hesaplar, rakamlar, almalar, vermeler, sömürü, görünen çöküyor.

Bakışın iktidarı yıkılıyor. Ama o cani eller son çırpınışa kadar harfler isteyecek. Harfleri verenler oldukça çizgiler çekilecek. Ve darağacını kendi dillerinde, kendi harfleriyle, kendine çiziyor bu memlekette, o memlekette insan. Kendi gölgesine basıp düşeceğini hala anlamıyor. Dehşet, utanma, derin ve keskin bir acı hissediyorum. Korku, öfke, çaresizlik hissetmiyorum.

Ne olur daha çok, daha derin, daha içten, daha yüksek, daha güçlü SEVİN! Sevgiden başka yol yok. S-E-V-G-İ salt okunur değil, salt yazılır değildir. Darağacına asılıyorsak da hep beraber şöyle karakalem şiirsel bir şey olsun bu. Yeryüzündeki her bebeği en yakınındaki canilerden koruyabilecek kadar çok sevelim. Bu gezegeni köklerinden tutup çekecek kadar yeşil olalım. Ben size sığındım bir akşamüstü. Korkunç manzaralar karşısında titreyerek. Cenin gibi dünyanın rahminden fısıldayarak… Adam asmacayı bırakıp kulaktan kulağa oynayabiliriz belki….

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X