Dayanıklılık, Esneklik, Çeviklik (Resilience)

Dayanıklılık, Esneklik, Çeviklik (Resilience)

Dayanıklılık, esneklik, çeviklik olarak karşılık bulan “resilience” kavramı maddeler için kullanıldığında; “bir maddenin büküldükten, gerildikten veya bastırıldıktan sonra normal şekline dönme yeteneğini ifade ederken, insanlar için kullanıldığında; “zor veya kötü bir şey olduktan sonra tekrar mutlu olma, başarılı olma yeteneği”[1] olarak tanımlanmaktadır.

Esnek olan ağaçlar rüzgarlar karşısında salınarak esner ve dayanıklılık gösterebilir. Çimenler ve otlar ise daha esnek olduğu için fırtınalara karşı bile daha çevik bir şekilde karşı koyabilir. Keten ve pamuk ipliği dayanıklıdır. Fakat örümcek ağının ipleri daha dayanıklıdır. Plastikten yapılan ürünler ne kadar yumuşak olursa sıkıştırıldıktan sonra bırakıldığında o kadar çabuk eski haline gelir.

Herrman’a göre (2011) “resilience” kavramı, insanların hayatı boyunca yaşadıkları olumsuzluklar karşısında kişisel, biyolojik ve psikolojik direnç kaynaklarını ve uyum yeteneğini kullanarak yeni durumlara olumlu bir adaptasyon sağlama çabası ve yeniden sağlıklı bir denge haline ulaşmak için gösterdiği esneklik modeli veya esnekliği artıran veya azaltan faktörler olarak tanımlamıştır. Tarih, zorluklar karşısında sarsılsa da ayakta kalmayı başaran insanları yazar. Nelson Mandela ve Mahatma Gandi gibi.

İnsanlar için kullanıldığında ise dayanıklılık “metanet””[2] anlamına gelir. “Resilience” kavramı farklı araştırmacılar tarafından da benzer şekilde “dayanıklılık, başarılı adaptasyon, olumlu işleyiş veya yeterlilik kapasitesi” olarak açıklanmıştır (Garmezy, 1993; Masten, Best ve Garmezy, 1990) akt: (Egeland, 1993). Çocukların hayatı boyunca karşılaşacakları zorlukları ve engelleri tanımlamalarında ve aşmalarında anne ve baba tutumları belirleyici faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Egeland, (1993) fakirlik ve savaş mağduru gibi zorlukları ile yüzleşip ağır depresyon yaşayan çocuklar üzerinde yaptığı sözü geçen araştırmanın sonuçlarında anne ve çocuk arasında küçük yaşlardan itibaren iyi kurulmuş olan duygusal bağın çocuğun esneklik ve dayanıklılığındaki etkisine dikkat çekmiştir.

Öncelikle aile hayatı çocuğun yetişkinliğe hazırlanmasında çok etkilidir. Anne ve baba tutumları çocukların ileriki yaşantılarında ki engeller karşısında takınacakları tutumları belirlemelerinde etkili bir faktördür. Aynı zamanda okul öncesi eğitimi ve ilk öğretim seviyesinde çok önemli olmakla birlikte çocuğun bütün hayatı boyunca karşılaştığı eğitimcilerin tutum ve davranışlarından olumlu ya da olumsuz yönde etkilendiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle çocukları hayata hazırlarken hem ebeveynler hem de eğitimciler çocuğun kırılgan ve hassas yapısını dikkate alarak onlara özenle davranmalıdır. Çünkü ister ailede isterse okulda verilmiş olsun, eğitimin temel amacı çocukları hayata hazırlamaktır. Bu hazırlık çocukların yalnızca başarılı olması için değil aynı zamanda mutlu olması amacına yönelik de olmalıdır.

Kimilerine göre hayat mutluluğu başarıyı getirirken başarı her zaman mutluluğu getirmeyebilir. Hayat başarısı ve kariyer basamaklarında hızla yükselmek için gece gündüz çalışan kimi insanlar yaşlandıklarını bile fark edemeyip mutlu bir yuva kurmayı ve çocuk yetiştirmeyi bile unutabilmektedir. Kariyer ve ticari başarı elbette önemlidir, aynı zamanda hayatın tümü başarıdır demek de ne kadar doğrudur?

Hayat yolları düz bir çizgiden ibaret değildir.

İnsanın hayat yolculuğu iniş ve çıkışlarla doludur. Hayat yolları sert kıvrımlara ve sert virajlara sahip olabilir. Bu yolculukta insanların yaşadığı hayat tecrübesi ile kazandığı bilgi seviyesi, yaşadığı olayları farklı şekilde tanımlamasına ve yorumlamasına yol açabilir. Her insanın bulunduğu fiziksel yükselti (kuş bakışı yüksekliği veya zihinsel kavrayış yüksekliği), baktığı açı, baktığı pencere, hatta taktığı gözlük camının rengi gibi birçok faktör yaşadığı olayları zor ya da kolay olarak tanımlamasında etkili olabilir.

Bir izci şarkısının sözlerinde belirtildiği gibi, “yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da bastığın yer üzüntülerle dolsa da sel, çığ, ateş, önünde her ne olsa da izci gülerek yürür. Haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, haydi, şarkı söyle neşelen.”

Dayanıklılık, esneklik, çeviklik (Resilience).

Epiktetos’un ifadesiyle, insan altın yüklü bir gemidir. Biz bu sözü insan altın yüklü bir gemiden daha değerlidir şeklinde de kabul edebiliriz. Bu açıdan baktığımızda insanın altın yüklerini hangi limana ve nasıl ulaştırması gerektiği sorusu aklımıza geliyor. Epiktetos bu sorunun cevabını da “mutluluk yolun sonunda değil, yolun üzerindedir” şeklinde ifade ediyor. Altın yüklü hayat gemisini kayalıklara ve buzullara çarptırmadan, korsanlara talan ettirmeden mutluluk limanına ulaştırabilmek ise tam da başta ifade ettiğimiz “resilience” kavramının anlamını hayatımızın merkezine yerleştirmekle mümkün olacaktır diyebiliriz.

Sonuç ve öneriler:

Anneler çocuklarıyla duygusal bir ahenk ve uyum yakalamalıdır.

Anneler tutum ve davranışlarını çocuklarını duygusal olarak destekleyecek şekilde düzenlemelidir.

Babalar eşleriyle duygusal bir ahenk ve uyum yakalamalıdır.

Babalar çocuklarıyla duygusal bir yakınlık ve eş zamanlı bir uyum göstermeyi başarmalıdır.

Aile ortamında eşler kendi aralarında olduğu kadar çocuklarıyla da etkili bir iletişim kurmalıdır.

Eğitimciler çocukların başarılı ve mutlu olması için olumlu, yapıcı ve cesaret verici bir dil kullanmalıdır.

Ebeveynler ve eğitimciler çocukların zorlukları ve engelleri aşması için dayanıklılık, esneklik ve çeviklik konusunda iyi birer model olmalıdır

Yazımı “resilience” kavramının anlamını çağrıştırabileceğini umduğum, yaşamamız gerektiğini düşündüğüm, güzel bir kararlılık ifadesiyle bitirmek istiyorum:

Hayat yolculuğunda başarılı ve mutlu olmak için mazeret yok.

Kaynakça

Egeland, B. C. (1993). Resilience as process. Development and psychopathology, 5(4), 517-528., 517-528.

Herrman, H. S.-G. (2011). What is resilience? The Canadian Journal of Psychiatry, 56(5), , 258-265.

[1] https://dictionary.cambridge.org/tr/s%C3%B6zl%C3%BCk/ingilizce/resilience

[2] https://sozluk.gov.tr/

Nadir Çomak
Nadir Çomakhttps://www.nadircomak.com/
Hayatı anlamlı yaşamak ve hayata anlam katmak için: Düşünür, Üretir; Öğrenir, Paylaşır, Kazandırır, OKUR YAŞAR.

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X