“The Preparation”

0
165

Sakin, sıradan, olağan…
duyusal örüntüler üzerinde oluşan hasar tespit raporları öncesi…

“The Preparation”, Video, Nur Bardakçı, 2020

gelirken fesleğen al

kırkayaklı dolambaç-

yanından geçerken gölgemin, bir ısırık

bir ısırık daha… 

önce bana geldi- sonra ben onda kaldım, dönemiyorum. 

Kuyruğuma kısıldım, gelmekten vazgeçmek ya da
kalmaktan…

kıstırdı gözlerini, ben demedim ama ben duydum.

misafir odalarına benziyoruz sevgili adam- yalnızca zilin
çalmasını bekliyoruz

gerçekle kurgu arasında toprağını havalandırıyorum-
filizleniyorsun

suya dokunmadan yanaşabilir misin?

günün birine çok öfkelen- çarşamba mesela, seni
havada bırakıyor. Annemi arayasım var, sonra alışveriş
listeleri, pencerenin tozu, çöpler birikti…

kederli bir sürüklenme hali bu, Weber’in günlüklerini
okuyup suç işliyorum. Daha kirli suçlarım var benim,
hatırladığım her şeyi yeniden yaşıyorum’ kaygılı bir zil
sesi o, en başından biliyor olmanın tekinsiz duruşu. (O
dan önce virgül koymanın tereddütü ile bölünüyorum)

İşte tam da böyle oluyor, başladığım yerden çok
uzaklaşamıyorum, tüm ihtimalleri ardıl bir hızla
deniyorum, seni yeni bir hale hazırlayıp, senden
memnun olmamak- ya da olmak ziyadesiyle … her
birinin zerafetle yaşanıyor olması nefesimi kırıyor-

salgın anakronizm sevdasından kıl payı yapışıyoruz
duvara, ‘işte tam da sırası, hadi söyle’ sesleri yükseliyor
arada. Bunu yapmayacağım yarım kalacak – her şeyi
yeniden hatırlıyorum*


“The preparation”, Video, Nur Bardakçı, 2020

KAYITSIZ-

Karışık burası sen ayrıştır- içine ettim Marwel’in,
eleştirmenlerin, toplumun ve düzenin ve kanaatlerin ve
annemin ve izafi…

Hakikat: KAPI ÇALDI

misafir odasına değil- terlikleri giy ya da giyme. 

çıplak ayak, gözleri tahta kurdunun bir üstünde,

geçti-senden önce yani.

ateşe verelim, kül iyidir- daha iyi

“sen mi geldin?” diye yanaşıyorum, vazgeçmedim zaten
hiç olmadı- hiç olmayınca vazgeçmiyorsun, hiç olmuyor,

-mış gibi, 

Letafet not bırakmış sana, “yine gel”

kendime ikna olmuyorum, gayretsiz bir şarkı bu.
kemirgen bir yapısı var dilinin, kurutuyor kökümüzü,
basma zile-herkes uyuyor- 

bazen emin olmak istersin- karıncalı dedikodular bunun
için var, kendine gel, kimse tanımıyor

“time to be”, video, 05:48 min, Nur Bardakçı, 2018
“Time To Be”, Video, 05:48 min, Nur Bardakçı, 2018

Önceki İçerikPERDESİZ – SAHRA PASEBAN
Sonraki İçerikÖnce ‘düm’ vardı!
Nur Bardakçı
Sanat; tek başına yaşamaz, O, ‘diğerleriyle’ doyan aç gözlü bir uğraşıdır.. 27 Mayıs-Konya doğumlu. Çocukluğunda hiçbir sıra dışılığa rastlanmamıştır. Kendisini büyütmeye başladığı zamanlarda yaşıyla ve aklıyla pazarlık edemeyeceğini anlamışken, gayri meşru bir şekilde anılarını 2002 lise yıllarıyla cetvele almıştır. Konya Güzel Sanatlar Lisesi ile uğraşılarını anlama -algılama dönemi- 2005’lerde şekil almaya başladı. Hayatındaki karmaşaları toparlamak yerine bu karmaşayı kabullenme isteği, bir dönem sonra çalışmalarında kendini gösterecektir. Bu süreçte yazın hayatı da şekil almaya başlayacak, düşüncelerini çizgilerin yanı sıra, cümlelerinde de sorgulayan Bardakçı, karmaşasına 2006 yılında başladığı Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği bölümünde devam etmiştir. Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Yüksek Lisans Programında “Travma ve Huzursuzluk” olguları üzerine araştırmaları devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here