Yazan: 11:00 pm
Kategori: Sağlık

Tahmini okuma süresi: 5 dakika

Güneşin Tatlı Hediyesi D Vitaminine Sağlıkla Bakış

Bu yazıyı okuyan herkesin kendini Güneş’in sıcak kollarına kendini bir nebze olsun bırakmasını temenni ederim.

d vitamini

Konu sağlığımız, mevsimlerden de yaz olduğunda haliyle üzerine en çok konuşulan konulardan biridir D vitamini. Elbette bir eczacı olarak benim de söyleyeceğim bazı şeyler olmalı diye düşünerek başladım bu yazıya. Öneminin kavranması adına önden birtakım bilgileri paylaşmam gerektiğini düşünüyorum tabii. Fakat nihayetinde işin içine benliğimi eklediğimde bunu yazmak istememin asıl sebebi bilinenden ziyade merak edileni ve üzerinde pek durulmayan ancak mühim olan noktaları söylemek.

Asıl amacıma gelecek olursak; sistemin bize al bunu sür iyi gelir, bu gençleştirir, bu cildin için bir harika..vs. şeklinde sunduğu kimyasallarla doldurulmuş yaşamı bir nebze kırabilmek ve doğal olana yönelmek. Doğanın bize sunduğu şifanın, güzelliğin ve sadeliğin farkına hep birlikte yeniden varmamızı sağlayabilmek. O yüzden bu yazımın devamı niteliğinde olacak diğer içeriğimde, herkesin belli etken maddeler edinip kendi evinde rahatlıkla yapabileceği, olabildiğince basit ve temiz içerikli doğal birtakım formülasyonların olduğu bilgiler paylaşma niyetindeyim.

Pekala, öncelikle bu D vitamini nedir, neye yarar, eksikliğinde ne olur biraz ondan bahsedelim. Sağlıklı bir vücut için elzem bileşenlerden biri olan D vitamini, biyokimyasal olarak sterol grubuna ait bir vitamin olması dolayısıyla yağda çözünebilir ve vücutta depolanabilir. Bu vitamin ailesine ait sterollerden en önemlisi kolekalsiferol, yani vitamin D3’tür. Beslenme ile birlikte bu vitamini bitkisel ya da hayvansal ürünlerden alabiliriz. Aynı zamanda güneşten gelen ultraviyole b ışınları, öncül D vitamini formlarından bir dizi fotokimyasal olaylarla derimizde D vitamini oluşturabilir. Normal koşullar altında insan vücudunda bulunan D vitamininin büyük bir kısmı deride sentezlenir.

Beslenmeyle alınan veya deride sentezlenen D vitamininin vücuttaki metabolik görevlerinde yer alabilmesi için ise başta karaciğer ve böbrek olmak üzere belli duraklarda bir dizi biyokimyasal süreçler geçirip aktif formuna dönüşmesi gerekir. En temel görevi kemikte ve kan dolaşımında yer alan kalsiyum miktarının ayarlanması olan D vitaminin eksikliğinde kemik mineralizasyonu doğru şekilde gerçekleşemeyeceği için iskelet sistemimiz ile ilgili çoğumuzun bildiği (raşitizm-osteomalazi) birtakım problemler meydana gelir.

Aynı zamanda D vitamini eksikliği sonucu dolaşım sistemimiz de etkilenebilir. Yeterli düzeyde D vitamini varlığında, damar sertleşmesi daha az oluşur ve özellikle kalbin beslenmesinden sorumlu koroner damarlarda dolaşan kan akımı korunur. Kalp ve damarlar üzerinde bu koruyucu etkileri sayesinde kardiyovasküler tedaviye ek olarak normal vitamin D seviyesinin, kişinin tansiyonunun aşırı yükselmesine ya da kalp krizi geçirme ihtimaline karşı koruyucu etki yapabildiği görülmüştür.

D vitamini eksikliğinin ilişkili olabileceği diğer önemli bir hastalık grubu ise psikiyatrik bozukluklardır. D vitamini sinir hücrelerinin sağlıklı çalışması için oldukça önemli rol oynar. Anne karnında D vitamini eksikliğine maruz kalan bir çocukta otizm ve şizofreni gibi yapısal bozukluklar ortaya çıkabilir. Aynı zamanda D vitamini seviyelerinin düşük olması depresyon ile de ilişkilendirilmiş olup, çağımızın önemli sağlık sorunlarından olan depresyon ve kaygı bozukluğunda D vitamini seviyelerinin normal olmasının hastaların tedavilerine katkıda bulunabileceği düşünülmektedir.

Güneşin Tatlı Hediyesi D Vitaminine Sağlıkla Bakış
The Sun

Böylesine önemli bir vitaminin eksikliğine yol açan durumlara gelecek olursak;
• Güneş ışığından yeterince faydalanamamak
• Obezite
• Yeterli ve sağlıklı beslenmeme
• D vitamini sentezinin azalması
• Karaciğer- böbrek yetmezliği gibi durumlar
• Genetik hastalıklar, bu nedenlerden en önemli olanlarıdır diyebiliriz.

Peki neler yapılabilir?

Yağ bakımından zengin olan balık çeşitleri (somon, uskumru, ton balığı, sardalya), süt ve süt ürünleri, yumurta, portakal suyu gibi doğal meyve suları, tavuk ciğeri, balık yağı, tahıl ürünleri, yonca, ısırgan otu ve maydanoz en çok D vitamini barındıran besinlerdendir. Güneş ışığını yeterli alamadığımız zamanlarda bu tip besinler sıkça tüketilerek açığımız bir nebze kapatılabilir. D vitaminin absorbsiyonunu ve metabolizasyonunu engelleyen/kısıtlayan birtakım sorunlar da önemli engellerdendir. Çölyak hastalığı, Crohn hastalığı, kistik fibrozis varlığı ve gastrik-bypass ameliyatları sonrasında D vitaminin eksikliğine sıkça rastlanır.

Tedavi sürecinde doktor önerisiyle uygun dozajda dışardan ek olarak alınması bu durumlarda kurtarıcı rol oynar. Her hasta için uygun doz farklıdır fakat kabul edilmiş standartlara göre 25 ng/ml üstündeki değerler yeterli görülmektedir. Aslında son yıllarda yapılan çalışmalarla sağlıklı bir beden için gerekli D vitamini düzeyinin 50-100 ng/ml arasında olması gerektiği birçok hekim ve eczacı tarafından kabul edilmiştir. Literatürlerde geçen normal sınırı ne zaman değişir bilemesem de bunu duyurabildiğim kadar kişiye duyurma gayretindeyim, çünkü çoğu kimsede normal kabul edilen sınırlarda olmasına rağmen birtakım halsizlik belirtilerinin uygun dozaj uygulanıp kandaki vitamin konsantrasyonu yükseltildiğinde kişinin yaşam kalitesinin arttığı açıkça görülmektedir.

Beslenme ve birtakım metabolik durumları belirttikten sonra bahsetmek istediğim asıl noktaya gelmiş bulunuyorum. Sağlıklı bir beden ve sağlıklı mentalite için bu kadar önemli olan D vitaminine, gün ışığına, ülkemizin konumu itibariyle ulaşmamızın bu kadar kolay görünmesine rağmen neredeyse % 51.8’imizin D vitamini eksikliği yaşamasının sebebi nedir? Yanıt aslında çok basit. Yanlış güneşleniyoruz.

Evet, güneşe çıkacağız ama nasıl, ne zaman?

Yazımızın başlarında bahsettiğimiz gibi ultraviyole B ışını ihtiyacımız olan D vitamini sentezi için asıl gerekli olan dalga boyutudur. Ve bu da ancak Güneş’in en dik açıyla geldiği 12.00-13.00 aralığında bu dalga boyutuyla haşır neşir olmamız gerektiği anlamına gelir. Ama aslında hep tam tersi söylendi; sabah saatlerinde ve güneş batmaya yakın saatlerde güneşlenin, mutlaka 50 faktör güneş kremi kullanın..vb. gibi.

Güneşin Tatlı Hediyesi D Vitaminine Sağlıkla Bakış
D Vitamini kaynağı Güneş

Bu duruma açıklık getirmek isterim, tabii ki kanserojen risk yüksektir ve buna kesinlikle kulak verilmelidir ama belirtilen saat aralığında 20 dakika kremsiz güneşlenmek ekstrem durumlara (aşırı beyaz ten, hipertansiyon vb.) sahip değilseniz yapacağınız en doğru şey olacaktır. Çünkü artık bilinmektedir ki 20 faktör ve üzeri herhangi bir derecede güneş kremi kullanımı derimizdeki bu sentezi engellemektedir. Doğrudan çıplak tene temas ettiremiyorsak dahi el ayaları ve kol içleri açıkta tutulduğunda herhangi bir metabolik sıkıntısı olmayan insan vücudu 10.000-25.000 ünite arası D vitamini üretebilmektedir ve bu da sağlıklı düzeyin korunması adına gayet yeterlidir.

Diyelim ki alamıyoruz, ya hassasiyetimiz var güneşe çıkamıyoruz ya da birtakım coğrafi engellerimiz var bu yönde. Peki o zaman ne yapacağız? Öncelikle bir hekime danışıp gerekli tahlillerimizi yaptırdıktan sonra uygun dozajı belirleyeceğiz ve uygun şekilde uygun yolla kullanacağız. Şöyle ki; ilacımızı aldık içiyoruz, ki bu piyasada en çok ampul ya da damla şeklinde bulunmaktadır ve farmasötik şeklin devamlılığı adına formülasyon içine birçok katkı maddesi girmektedir. Ve uzun süreli bir tedavi sırasında bu kadar yoğun BHA varlığı vücudumuzda bir şeyleri toparlamaya çalışırken başka durumlara zarar verebilmektedir. Öncelikle yapmamız gereken sağlıklı zeytinyağında çözündürülmüş, katkı maddesi içermeyen ürünlere yönelmektir.

Bunları tercih edip kullandık, peki doğru kullanıyor muyuz? Mutlaka tok karnına alınması gereken bu vitaminin açlık durumunda emilim düzeyinin ciddi anlamda düştüğü görülmüştür. Ve yine diyelim ki tok karnına da aldık başka ne yapacağız? Düzeyimizin takibini en geç 3 ay aralıklarla tahlillerimizde görmeye çalışacağız. Tüm bunlar yapıldığında D vitamini eksikliğinde ortaya çıkan semptomların ciddi anlamda düzeldiği de görülecektir.

Yaz mevsiminin bitmesine sayılı günler kaldığından, bu yazıyı okuyan herkesin kendini Güneş’in sıcak kollarına kendini bir nebze olsun bırakmasını temenni ederim.

Sağlığınız, öz sevginiz ve enerjiniz hep yerinde olsun. 🙂

Güneşin Tatlı Hediyesi D Vitaminine Sağlıkla Bakış
Işığınız tam olsun…

(Visited 52 times, 1 visits today)

Last modified: Ağustos 18, 2020

Kapat
error: İçerik Korunmaktadır / Content is protected !!