Yazan: 5:23 pm
Kategori: Serbest Kürsü, Toplum & Hukuk

Tahmini okuma süresi: 3 dakika

Hukuk Aracılığıyla Eşitlik ve Hak İhlali Kıskacında Translar: Cinsiyetin Tanınmasına Karşılaştırmalı Bir Bakış

Translığın cinsiyet kimliği olarak tanınmasını hukuk bağlamında ele alan bu bildiri, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 31 Mart 2023 tarihli çalışması olan Cinsiyet Bağlamında Hukuka Eleştirel Bakış Sempozyumu’na sunulmuş olup, Bildiri Özetleri Kitabı’ndan edinilmiştir.

Hukuk Aracılığıyla Eşitlik ve Hak İhlali Kıskacında Translar: Cinsiyetin Tanınmasına Karşılaştırmalı Bir Bakış

Hukuk Aracılığıyla Eşitlik ve Hak İhlali Kıskacında Translar: Cinsiyetin Tanınmasına Karşılaştırmalı Bir Bakış

Translar doğumda kendilerine atanan cinsiyetten farklı bir cinsiyet kimliğine sahiptir ve erkek/ kadın ikililiğinin dışında non-binary (ikilik dışı) kimliği de içeren cinsiyet kimliklerinin resmi olarak tanınması, resmi kayıtlarda cinsiyet bilgisinin değiştirilmesi translar açısından yalnızca hukuki bir prosedüre işaret etmemekte, transların saygın bir yaşam sürmesinde de elzem bir rol üstlenmektedir. Cinsiyetin yasal olarak tanınmasının (Legal Gender Recognition) yani kişinin cinsiyet bilgisinin resmi kayıtlarda değiştirilmesinin ulusal mevzuatlarda hangi koşullara bağlandığı ve bu sürecin nasıl işlediği hem hukukun normatif yapısına hem de transların gündelik yaşamlarında karşılaştığı sorunlara ilişkin önemli bilgiler sunmaktadır. Transların maruz bırakıldığı hak ihlallerinin de bu bağlamda hukuk aracılığıyla gerçekleşmesi eleştirel bir değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır.


Feminist, kuir ve postkolonyal çalışmalar, cinsiyetin tanınması konusunda adalet arayışının da bir aracı olan yasaların aynı zamanda translara yönelik ayrımcılığı nasıl inşa ettiğini, yeniden ürettiğini, toplumun cisheteronormatif yapısını yansıttığını ve koruduğunu göstermektedir. Bununla birlikte uluslararası hukukta gerçekleşen önemli gelişmeler yasaların aynı zamanda transların insan haklarını teslim ederek toplumun cisheteronormatif yapısının dönüştürülmesinin de bir aracı olabileceğini göstermektedir. Ne var ki, uluslararası insan hakları standartlarına rağmen günümüzde birçok ülkenin ulusal mevzuatında cinsiyetin yasal olarak tanınması konusunda hak ihlaline yol açan “tanı alma, bekar olma, dava açma, tıbbi müdahale” gibi uygulamalar zorunlu kılınmaktadır.

Bu çalışmada Türkiye ve Pakistan’ın ulusal mevzuatı ele alınmış, cinsiyetin yasal olarak tanınmasının ve resmi kayıtlarda cinsiyet bilgisinin değiştirilmesi sürecini düzenleyen yasal çerçevenin mevcut durumu ortaya konulmuş, tanı kriterleri uluslararası hukuktaki cinsiyetin yasal olarak tanınmasına ilişkin standartlar açısından değerlendirilmiştir. Feminist, kuir ve post-kolonyal eleştirilerden beslenen bu değerlendirme ile hem cinsiyet kimliğine yönelik ayrımcı normların dayanaklarına hem
de hukukun kesişimsel yaklaşımla trans kimliği de içerecek, eşitliğin ve adaletin sağlanmasında transların refahını da koruyacak dönüşümüne ışık tutulması amaçlanmıştır. Bu nedenle Türkiye ve Pakistan’daki cinsiyetin tanınmasına ilişkin yasalar Birleşmiş Milletler tavsiye kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve Yogyakarta İlkelerine referansla oluşturulan uluslararası
standartlar açısından değerlendirilmiştir. Çalışmanın diğer bir amacı ise tanınmaya ilişkin yasal çerçevenin transların gündelik yaşamları üzerindeki etkisine dair bir anlayış sunmaktır. Pakistan ve Türkiye’de yaşayan transların hangi nedenlerle bu süreci başlattıkları ya da başlatmaktan kaçındıkları, resmi kayıtlarda cinsiyet bilgisinin değiştirilmesinden ya da değiştirilmemesinden kaynaklanan sorunlar da ulusal hukuk sistemindeki çelişkilere ve gerilimlere dair fikir vermektedir.


Çalışmada 2022 yılında tamamlanan ‘Kent Hakkı Bağlamında Transların Cinsiyet Kimliği Deneyimleri: Pakistan/ Lahor, İstanbul Karşılaştırması’ isimli yüksek lisans tez çalışmasının verileri kullanılmıştır. Feminist yöntemin benimsendiği nitel araştırmada İstanbul ve Lahor kentlerinde yaşayan 20 trans ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş, bu görüşmeler sonucu elde edilen verilerde ‘cinsiyetin yasal olarak tanınması sürecine ilişkin sorunlar ve tanınmanın kişilerin gündelik yaşamlarına olan etkisi’ temaları belirlenerek bu çalışma için analiz edilmiştir. Böylece uluslararası standartlar açısından eleştirel olarak incelenen her iki ülkenin ulusal mevzuatının transların gündelik yaşamlarına nasıl yansıdığı da sunularak analizde bütünlük sağlanması hedeflenmiştir.


Yapılan incelemede her iki ülkenin de ulusal yasalarında translara yönelik ayrımcı bir mevzuatın olmadığı (de jure) bununla birlikte uygulamada (de facto) bazı yasaların suçlulaştırma ve ayrımcılık amacıyla kullanıldığı, bu yasalar aracılığıyla kişilerin kamusal yaşama katılımlarının engellendiği görülmüştür. Cinsiyetin yasal olarak tanınması konusunda ise cinsiyet kimliğini kadın/ erkek ikililiği dışında tanımladığı ve kişinin resmi kayıtlarda ‘kendi algıladığı cinsiyet kimliğine göre kendini kaydettirme hakkı’na sahip olduğunu belirttiği için 2018 yılında Pakistan’da çıkarılan yasanın translarının kimliklerinin tanınması konusunda Dünya’daki en ilerici yasalardan biri olduğu
söylenebilir. Bununla birlikte özellikle cinsiyet uyum operasyonunun (tıbbi uyum süreci) yasada açıkça tanımlanmaması nedeniyle uygulamada sorunların olduğu görülmektedir. Türkiye’de ise cinsiyet uyum süreci yasada (Türk Medeni Kanunu Madde 40: ‘cinsiyet değiştirme’) açıkça tanımlanmıştır fakat yasada belirtilen koşullar uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu değildir hatta hak ihlallerine yol açmaktadır.


Her iki ülkenin de ilgili yasalarının ortaya çıkma ve gelişme sürecinde uluslararası hukuki mekanizmaların etkisinin yanı sıra trans aktivizmin de başat bir rol üstlenmesi dikkate değerdir. Ayrıca yasalar üzerinde yalnızca iktidarın ve yasa koyucuların cisheteronormatif yaklaşımlarının değil din/ inanç, kültür ve sömürge geçmişi olma gibi özgün farklılıkların da etkili olduğu görülmüştür.


Transların anlatılarına bakıldığında ise tanınmaya ilişkin hak ihlalinin her iki ülkede hem resmi kayıtlarda cinsiyet bilgisinin değiştirilmesi sürecinde hem de barınma, sağlık, ulaşım, istihdam ve umumi tuvaletlerin kullanımı gibi alanlarda gerçekleştiği hatta bu ihlalin yalnızca bir hakka erişimi engellemediği aynı zamanda şiddetin de kaynağı haline geldiği ve transların gündelik yaşamlarını olumsuz yönde etkilediği, kamusal yaşama katılımlarını da sınırlandırdığı görülmüştür.


Sonuç olarak, Türkiye ve Pakistan’da cinsiyetin yasal olarak tanınması feminist ve kuir eleştiri ile bir bağlama oturtulmuş, mevcut durum uluslararası hukuki standartlar ışığında incelenmiş, bu inceleme hukukun normatif yapısının da sorgulanması ve eleştirilmesine dair fikirler vermiştir. Hukukun, cinsiyetin tanınması bakımından transların yaşamları üzerindeki etkisi de transların anlatılarıyla desteklenerek bütünsel bir analiz sunulmuştur.


Cinsiyet-Baglaminda-Hukuka-Elestirel-Bakis-Sempozyumu-Bildiri-Ozetleri-Kitabi-4

(Visited 121 times, 1 visits today)

Last modified: Ağustos 30, 2023

Kapat
error: İçerik Korunmaktadır / Content is protected !!