Yazan: 1:21 pm
Kategori: Sanat, Sinema, Toplum & Hukuk

Tahmini okuma süresi: 3 dakika

Korku, Cinsiyet ve Toplum

Dracula filminden bir kare, Tod Browning, Karl Freund, 1931

Dracula filminden bir kare, Tod Browning, Karl Freund, 1931

 

Korku Janrasının Sosyal ve Kültürel Dinamiklerle İlişkisi

 

Korku filmleri, sosyal ve kültürel dinamiklerle yakından ilgili birçok açıdan önem taşır. Birçok korku filmi gerçek hayattaki sorunlara odaklanır. Görünüşte masum bir hikaye anlatımının ardında, korku filmleri alternatif ve daha karanlık bir anlamı açığa çıkarmak için hikayeyi alt üst etme potansiyeline sahiptir. Bu özellik, onları sosyal yorumun en etkili kaynaklarından biri yapar.

Korku filmlerinde cinsiyetçilik, kültürel çıkmazlar, ırkçılık, sınıf çelişkileri, politika, otorite, din ve inanç gibi birçok konu işlenir. Örneğin, “Dracula” (1931) filminde cinsellik (cinsel baskı ve eşcinsellik), din ve yolsuzluk temaları ön plandadır. “Kanlı Gelin” (1972) feminizm, sosyal roller ve eşcinsellik konularını ele alırken, “Okul” (2004) ve “Küçük Kıyamet” (2006) filmleri milliyetçilik, din ve Türk kültürel yönlerine odaklanır. Korku ve gerilim temalarının arkasında daha derin temalar bulunur.

From Morn to Midnight filminden bir kare, Karlheinz Martin, 1920.

From Morn to Midnight filminden bir kare, Karlheinz Martin, 1920.

Makalemde “Alman Dışavurumculuğu” ve bu hareketin korku filmlerine etkisinden bahsedeceğim. Bu hareketi ve ilgili filmleri açıklayarak görüşlerimi ifade edeceğim. “Alman Dışavurumculuğu”, resim, mimari, edebiyat, tiyatro ve sinemada ortaya çıkan, temelde bir teknik hareket veya sanatsal tekniktir.

Sinema ve resimde, sanatçıların öznel duygularını ve psikedelik derinliğini görselleştirmek için gerçekçi olmayan ve karanlık teknikler kullanılır. O dönemlerde, sanatın mükemmel veya gerçek olma ihtiyacı olmadığına inanılıyordu.

Adam und Eva (Adem ve Havva), Max Beckmann, 1917

Adam und Eva (Adem ve Havva), Max Beckmann, 1917

Kullanılan teknikler arasında sembolizm, soyutlama, psikolojik derinlik ve algı, renk, kütle, kişilik, dekor, aydınlatma, makyaj, binalar, aksesuarlar, oyunculuk stili ve sahnelemenin bilinçli bozulması ve abartılması bulunur. Alman Dışavurumculuğu, geleneksel toplumu sarsma amacıyla çeşitli çağdaş gelişmelerle ilişkilidir. Bu gelişmeler, toplumu değiştirmek ve Alman dışavurumunu tanımlamak için ortak bir arzu paylaşır. Dışavurumculuk, Modernizm bağlamında ele alındığında, çeşitli hareketlerle ilişkilendirilir ve bu iki gruplama, zamanla Alman Dışavurumunun Alman Modernizmiyle birlikte gruplandırılmasına kadar genişler.

İfade anti-romantiktir, renkler çarpıcı ve aldatıcıdır, açılar ve perspektifler bozulmuştur. Tasvir edilen şekiller, geleneksel tezahürlerden uzaklaşan aynı sahnelerde bir psikolojik şok yaratmak için olağandışı ve anormal tezahürler ve boyutlardadır. Genellikle Alman Dışavurumcu sinema, “Mise-en-scene” (mizansen)e  odaklanır ve şüpheli ve gizemli bir atmosferle karakterize edilir. Alman dışavurumcu filmlerin görsel stili sessiz filmlerin en belirgin ve ayırt edici yöntemidir. “Chiaroscuro” olarak bilinen karakteristik aydınlatma stili, ışık ve gölge arasındaki keskin kontrast, gerçek dışı dekorasyon, tiyatral karakter performansı, dekoratif pudraların aşırı kullanımı gibi çeşitli unsurlara dayanır. Bu unsurlar, belirsizliği artırarak ve karakterlerin özel görüşünü ve modern dünyada yabancılaşma hissini ifade ederek deliryum, rüyalar ve şiddetli duyguların tasvirine hizmet eder.

Dışavurumculuk, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman sinemasında hakim sanatsal tarz haline geldi ve savaş sonrası şüphe, şiddet ve hayal kırıklığı ile uyumlu bir iklim yarattı. “Dr. Caligari’nin Kliniği” (1920) (Das Cabinet des Dr. Caligari) gibi saf Alman dışavurumcu filmler az sayıdadır ve bu film 1920’lerin başında çekilmiş, o zaman Alman ekonomisi Versay Antlaşması’nın doğal bir sonucu olarak Müttefikler tarafından çökertilmiştir. Bu film, sinemada Alman Dışavurumculuğunun en belirgin örneklerinden biridir. Film, rüyamsı, karanlık bir atmosfer, sürrealist dekorlar ve karakterler, grotesk ve abartılı görsel unsurlar ve dışavurumcu oyunculuk tarzını başarılı bir şekilde kullanır. Bu unsurlar, filmi izleyenler üzerinde derin bir etki bırakır ve filmi korku ve gerilim türünde bir klasik haline getirir. Dr. Caligari, karakterlerin psikolojik durumunu ve iç dünyalarını yansıtan bir film olarak kabul edilir ve genellikle Avrupa sinemasının ilk gerçek korku filmi olarak anılır. Film, psikolojik bir kurguyla anlatılan bir hikaye sunar ve izleyicileri karakterlerin zihinsel durumuna odaklar. Bu, izleyicilerin karakterlerin hislerini ve düşüncelerini daha derinden anlamalarını sağlar.

The Cabinet of Dr. Caligari filminden bir kare, Robert Wiene, 1920.

The Cabinet of Dr. Caligari filminden bir kare, Robert Wiene, 1920.

Alman Dışavurumculuğu, korku ve gerilim filmlerinin yanı sıra sinemanın diğer türlerini de etkilemiştir. Bu hareket, sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir ve modern sinemada hala görülen birçok unsuru ortaya çıkarmıştır.

(Visited 56 times, 1 visits today)

Last modified: Aralık 31, 2023

Kapat
error: İçerik Korunmaktadır / Content is protected !!