Sanat Terapisi Üzerine Kısa Bir Bakış

  “Yüzünüzü görmek için aynayı, ruhunuzu görmek için sanatı kullanırsınız. “ George Bernard Shaw

Sanat terapisi, bireyin duygularını sanat yoluyla dışavurma yöntemi olarak tanımlanabilir. Sanat terapisinin amacı, kişinin korkularını, kaygılarını, huzursuzluklarını ve mutsuzluklarını ortadan kaldırmak değil, baş edilemeyen bu duyguları yaratıcı modaliteler kullanarak kabul edilebilir ve başedilebilir ifadelere dönüştürebilmektir .[1]

Sanatla terapinin tarihsel serüveni ilkel toplumlara kadar dayanmaktadır. Eski çağlardan beri var olan Şamanizm ayinlerinde yada bağ bozumu şenliklerindeki ritüellerde, dans, müzik, resim gibi sanat dalları bir arada kullanılmış ve insanlar üzerinde iyileştirici etkisi olduğu fark edilmişti. M. Ö. 4.yy ‘da Hippocrates ‘in hastaları ilahi dinleterek tedavi etmeye çalıştığı, Aristo ve Platon’un müzik dinlemenin insanı sakinleştirdiğine inandığı bilinmektedir.

Yakın tarihe baktığımızda ise, sanatın insanları tedavi amaçlı kullanımıyla ilgili çalışmaların büyük bölümünün, hastanede yatan psikolojik sorunlu hastaların rastgele çizdiği resimlerin psikiyatrist ve sanatçılar tarafından fark edilmesiyle başladığını görmekteyiz.

‘Sanat Terapisi‘, terim olarak ilk kez 1942’de Adrian Hill tarafından kullanılmıştır . Hill, fikirlerini 1945’te Art Versus İllness adlı kitabında yayınlamıştır. Amerika ‘da ise Margaret Naumburg “sanat terapisinin annesi” olarak kabul edilir. Bir çok sanat terapisti Naumburg’un  kullandığı psikanalitik teoriler ve yenilikçi yaklaşımlardan yararlanmaktadır.[2]

Bir başka önemli isim olan Edith Kramer , Freud ‘un kişilik teorisinden gelen kavramları uyarlayarak farklı bir yaklaşım benimsemiş, Sanat terapisi sürecini açıklamak için ‘Art as a Therapy’ yaklaşımını kullanmıştır .[3]

Psikanalize baktığımızda ise, Freud ‘un “Rüya Yorumu” adlı kitabı ve sanatçıların hayatlarıyla ilgili yaptığı çalışmaların sanat terapisine önemli kazanımlar sağladığı görülmektedir. Psikanalize göre, resimlerdeki sembolik imgeler sanatçının bilinçdışıyla  ilgili olmakla beraber izleyicinin de bilinçdışı ile etkileşime geçmektedir.

Freud ‘un öğrencisi Jung’un da sanat terapisine önemli katkıları olmuştur ve sanat terapisinin teorik kurucusu olarak kabul edilmektedir. Jung, bireyin geçmişteki dramatik krizlerinin anlaşılmasında sanatın psikolojik yararlarını kanıtlamıştır.

Günümüze geldiğimizde, artık pek çok hastane ve sağlık kuruluşunun sanat terapisi programlarını kullandığını görmekteyiz. Aynı zamanda eğitim alanında, hapishanelerde, travmaya destek programlarında ve kişisel çalışmalarda da sanatla terapi sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye ‘de 1 Ekim 2012’de Sanat Psikoterapileri Derneği kurulmuştur. SPD’nin kuruluş amacı, fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlık için güçlü bir araç olarak kabul edilen yaratıcı sanatların, ülkemizde psikoterapötik amaçlarla kullanılmasına katkı sağlamaktır .[4]

SANAT TERAPİSİ TÜRLERİ

Sanat Terapisi’nde  resim, heykel, fotoğraf, dans, müzik, drama gibi pek çok sanat dalından ayrı ayrı veyahut bir arada faydalanılmaktadır.

Örneğin, İntermodel sanat terapisi yaklaşımında, akıcı bir şekilde bir sanat dalından diğerine geçiş yapılmaktadır. Ḍışavurumcu sanat terapisi olarak da adlandırılan bu yöntemde, drama, dans, yaratıcı yazı ve görsel sanatlar arasında bir akış sağlanır. Danışanlar terapist eşliğinde bireysel ve/veya kolektif işler üretirler.

Burada önemli olan nokta malzeme seçimidir. Çünkü her malzemenin kendine özgü bir özelliği  ve her kişinin bilinçdışında hatırlatıcı bir etkisi vardır. Kullanılacak malzemenin seçimi danışanın ihtiyaçları doğrultusunda terapist tarafından belirlenir. Çeşitli boyalar, kağıtlar, kil, kumaş, eski dergiler, artık malzemeler vb kullanılabilir.

Bir başka yaklaşım olan Sensorimotor Sanat Terapisi yaklaşımında ise, Work at The Clay Field (Kil alanında terapi) tekniği kullanılır. Alman terapist Prof. Heinz Deuser tarafından geliştirilmiş Jungçu bir terapi yaklaşımı olan Clay Field, hem yetişkinlerde hem de çocuklarda uygulanabilmektedir. Burada, kille çalışmanın dokunma deneyimi, terapistin danışanı ile erken bağlanma konularıyla ve travmatik olaylarla çalışmasını olanaklı kılar. Çünkü dokunma duygusu henüz anne karnından başlayarak hayattaki bütün duyusal yapılanmamızda ilkesel bir rol oynamaktadır. (İstanbul Psikiyatri Enstitüsü;  Knilk, P., Levine, E., and Levine, S. 2005).

Sonuç olarak, sanatın iyileştirici gücü ilk çağlarda keşfedilmiş ve günümüze kadar gelişerek ilerlemiştir. Özellikle, kendimizle baş başa kaldığımız şu dönemde içimizde bastırdığımız,belki varlığını bile unuttuğumuz hayal gücümüzü serbest bırakmanın ve hiçbir kaygı gütmeden sadece üretmenin yaşattığı hazzı tatmanın tam vaktidir.

Aşk ile…

Kaynakça :

Acar Ş. &Düzakın S. (2019).SANATLA TERAPİ VE YARATICILIK Bir Eğitim Modeli Olabilir mi?

Güner O. & Genç N. (2019).Sanat Ve Psikoterapinin Buluştuğu Bir Yaklaşım :Sanat Terapisi

Killick K. (1993). Working With Psychotic Processes İn Art Therapy

Knilk, P., Levine, E., and Levine, S. (2005).Principles and practice of expressive arts Therapy.

Kramer, E. Arts as Therapy :Cıllected Papers (2000).

Malchiodi CA (2003).Expressive arts Therapy and multimodal approaches.

İstanbul Psikiyatri Enstitüsü

Sanat Psikoterapileri Derneği( 2016)


[1] Killick,1993; Acar Ş. &Düzakın,2019; Güner O. & Genç N.,2019

[2] Malchiodi,2003

[3] Kramer,1971,1993,2000

[4] Sanat Psikoterapileri Derneği, 2016

Şebnem Muslu
Şebnem Muslu
Seramik, Mandala, Sanat Terapisi, vesaire vesaire... “Hayal ettiğiniz her şey gerçektir. “ Aşk ile...

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X