Yazan: 4:02 pm
Kategori: Toplum & Hukuk

Tahmini okuma süresi: 3 dakika

9. Yargı Paketi ve Etki Ajanlığı

9. Yargı Paketi’nde yer alan “etki ajanlığı” düzenlemesi hükümetin karşısında olan bütün toplumsal muhalefet bileşenlerini, gazetecileri ve hukukçuları cadı avına açık hale getirecektir. Bu hukuksuz, öngörülemez ve hukuk güvenliği ilkesine sığmaz düzenlemenin kanunlaşması kabul edilemez.

Aytekin Aktaş - 9.Yargı Paketi ve etki ajanlığı

PİRHA muhabiri değerli Ersin Özgül ile aldığımız röportajda 9. Yargı Paketi’nde yer alan ve etki ajanlığı olarak bilinen kabul edilemez kanun taslağını konuştuk. Gazetecilere, hukukçulara, aktivistlere ve bütün toplumsal muhalefete cadı avı başlatmanın hukuki kılıfı olarak kullanılmaya müsait olan bu yeni düzenleme taslağına karşı tüm demokratik kamuoyunun karşı çıkması elzemdir.

Üstadımız Sayın Av. Fikret İlkiz’in de çok yerinde şekilde değerlendirdiği üzere;

Devlet güvenliği, iç ve dış siyasal yararları adına böyle bir suç yaratmak tehlike suçu bile değildir. Adım adım düşüncelerin suçlanması ve “düşünce suçu” yaratılmasıdır.  

Devletler; her türlü fikir, düşünce ve yayma özgürlüğünü, ifade özgürlüğü, bilim ve sanat özgürlüğünü ve temel insan haklarını kendi yaptıkları kanunlarla ihlal ederek yurttaşlarını sanık yapmak ve cezalandırmak amacıyla tuzak kuramazlar.” .

Hukukun üstünlüğüne, adalete ve hakikate inanan herkesi bu konuda bilgi sahibi olmaya ve her alanda bu yanlışlığı eleştirmeye davet ediyorum.

Röportaj içeriğine ve videosu aşağıda ilginize sunulmuştur.

9. YARGI PAKETİ VE ETKİ AJANLIĞI

Bayram sonrasında meclise sunulması beklenen 9’uncu Yargı Paketi taslağının şimdiye kadar ortaya çıkan ayrıntıları tartışma yarattı. Özellikle taslakta “etki ajanlığı” şeklinde sunulan düzenlemeye göre, “Devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranlar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Oldukça muğlak olarak taslakta yer alan  “etki ajanlığı”, “casusluk” suçlarının, özellikle gazetecileri ve Türkiye’deki toplumsal sorunlar ile olaylara dair araştırma yapan herkesi kapsayabileceği ön görülüyor.

AKP İKTİDARINDA YARGI ‘PAKETLENMİŞ’ DURUMDA

Etki ajanlığı konusunda ciddi bir tepki gösterilmeye ihtiyaç var. Tabi ki de belli zaman dilimleri arasında revizyonlar yapmak gerekebilir. Yargıda ihtiyaçlara göre yeni çözüm yolları bulunabilir. AKP hükümeti zamanında tabiri caizse yargının kendisi paketlenmiş durumda. 9’uncu Yargı Paketi’nde bir yerden sızan metinler üzerinden fikir yürütmeye çalışıyoruz. İktidar kimseye fikir sormadan, konunun muhataplarına danışmadan, tartışmaya açmadan ve kamuoyunun denetimine ve katkısına açık olmadan kanun değiştiriyor. Deyim yerindeyse hukuk, iktidarı elinde tutan siyasi cenahın elinde hamur olmuş durumda. Kanun eğer ki hepimizi bağlayacak ise kanun oluşturmada da her kesimin fikrinin alınması gerekir. Duyumlar üzerinden bunu tartışmamız kabul edilebilir değil.

ETKİ AJANLIĞININ KÖKENİ

Etki ajanlığı kavramının öncülleri 30 Yıl Savaşları’ndan sonra 1648 yılında imzalanan Westphalia Barış Anlaşması’nda karşımıza çıkmaktadır. Avrupa kıtasındaki bugünkü ulus devletlerin de bu anlaşma sonrasında günümüzdeki haline doğru evrilmeye başladığı bilinmektedir. Yine günümüz ulus devletleri terminolojisinde yer alan “milli güvenlik” anlayışındaki düzenlemelerin ilk örneklerinin de 17. yüzyılda ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

GEZİ DAVASINDA ETKİ AJANLIĞININ KULLANIMI

Biz bu etki ajanlığı kısmını ise Gezi Davası’ndan tanıyoruz. Gezi Davası iddianamesinde şüpheliler aleyhinde kullanılan etki ajanlığı iddiası ile kamuoyu kitlesel anlamda ilk kez bu terimle karşılaşmıştı diyebiliriz. Herkesin bildiği üzere hiç bir alakası olmamasına rağmen Gezi Parkı Eylemleri’ne katılan yüz binlerce yurttaşımız sırf demokratik haklarını kullandıkları için casuslukla suçlanmıştı.

Etki ajanlığından kasıt klasik casusluk faaliyetleri dışında gazeteciler, akademisyenler, politikacılar, sivil toplum örgütleri gibi kamuoyunda söylemine itibar edilen insanların uluslararası anlamda doğrudan ajan olarak kullanılmak yerine etki ajanı olarak kullanıldığıdır. Tasarıda doğrudan böyle geçmese de önlenmeye çalışan şeyin etki ajanlığı olduğunu anlıyoruz. Tasarının mevcut hali çok ciddi sıkıntılar barındırmakta. Bu düzenleme hali hazırda TCK’nın 7. Bölümünde ‘devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk’ başlığıyla yer alan 14 maddenin devamı olan 339. Maddenin A maddesine eklenmiş ve 15. Madde olmuş. 14 madde bütün devlet sırları ve casusluk faaliyetlerinin tanımı detaylı olarak cezalarıyla düzenlemiş olmasına rağmen bu yeni maddeye neden ihtiyaç duyulduğu izaha muhtaçtır.

HERKESİ ZAN ALTINDA BIRAKIR, HİÇBİRİMİZİN HUKUKİ GÜVENLİĞİ KALMAZ

Kanun tasarısında temel bir hukuk prensibi olan öngörülebilirlik çiğnenmiş durumda. Bu hiçbirimizin hukuki güvenliği yok demektir. Mevcut iktidar kendisi için böyle bir yetki istiyor. İhtiyaç halinde joker bir madde yazılarak istedikleri herkes için bir açıklama görmeden kullanabilecek bir sihirli değneğe sahip olmak istiyor.

Tasarıda iki eylem cezaya bağlanıyor. ‘Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancı hakkında araştırmalar yapan veya yaptıranlar’ için ceza isteniyor. Bu ucu çok açık bir şey. Bu kanun tasarısı akademik, hukuki araştırmaları, mesleki, politik faaliyetleri ve aktivist hareketleri zan altında bırakır. Tüm hukuksuzlar ve haksızlıklar karşısında insanlar buna ses çıkarma hakkına sahiptir. Böyle kullanılmaya açık bir şeyin hukuken kanun olarak kabul edilmesi hukuk doktrinine terstir. Yani ses çıkaran herkes ajan mıdır, casus mudur?

Cezaya bağanan diğer eylem ise bir yabancının ülkemizde herhangi bir ceza almış olması. Bu kadar ucu açık bir metne kanun denilmesi imkansız olur. Kısaca “istediğimize casusuluk suçlamasında bulunmak istiyoruz” diye bir düzenleme olsaydı daha az mürekkep harcanırdı.

TANIMSIZ, SINIRSIZ, HERKESE CEZA VEREBİLECEK BİR DÜZENLEME

Hukuksuzlara ‘hukuk kılıfı’ uydurmanın en büyük varyasyonu. Bundan 21 sene önce yine milli güvenlik gerekçesiyle tanımsız, sınırsız, herkese ceza verebilecek bir düzenleme yapıldı. Erdoğan’ın imzasıyla bu kanun değişikliği önerilmişti ve o zaman bu kanun geçmemişti. Belli ki iktidarı kaybetmek istemeyen cenah gerekirse hukuki zorla hukuku bir araç olarak kullanarak kendisi gibi düşünmeyenleri mahkum etmeyi amaçlayan bir araç yaratmaya çalışıyor.

9. YARGI PAKETİ VE ETKİ AJANLIĞI
(Visited 150 times, 1 visits today)

Last modified: Haziran 9, 2024

Kapat
error: İçerik Korunmaktadır / Content is protected !!