“Aluna (Bilinç) ~ Dünyayı kurtarmak için bir yolculuk”

Kogiler, İnka ve Aztek dünyasından geriye kalan ve şehirleri bizim dünyamız tarafından “dokunulmamış” tek yerli uygarlık. Yaşadıkları dağ, Kolombiya-Karayip kıyılarında, Sierra Nevada de Santa Marta’nın denizden neredeyse 8000 mt. yükseklikte ve dünyanın denize kıyısı olan en yüksek dağı. Tüm iklimlerin yaşandığı, gezegenin minyatür bir versiyonu olan dağın eşsiz yapısı, her tür ekolojik bölgenin, dünyadaki bitki örtüsü ve hayvan türlerinin çoğunun yaşam bulabildiği, bir mikro kozmos oluşmasına olanak vermiş.

“Aluna” bir düşünsel süreç ya da bilinç…

Kogilerin bilgeleri, yani ruhani liderleri, yaşamlarının ilk 18 yıllarını, “Aluna” adını verdikleri kozmik bilinç ile iletişim kurmak üzere karanlıkta geçiriyorlar. Aluna, gerçekliği şekillendiren, tüm yaşamın ve zekânın kaynağını sağlayan bir düşünsel süreç ya da bilinç olarak tanımlanabilir. Karanlık bir mağarada geçen bu 18 yıldan sonra bu kişiler “Mamas” yani aydınlanmış kimseler oluyorlar. Görevlerini yerine getirebilmeleri için gizliliklerini koruyorlar. Fakat artık, modern dünyanın yıkıcı açgözlülüğü ve hırsı yüzünden görevlerini yerine getiremez olduklarına inanıyorlar. Ve şimdi hepimizin dinlemesini istedikleri yeni bir mesajları var.

Kogilere göre düşünce yoksa, hiçbir şey yok. Bu bir problem, çünkü bugün bizler sadece dünyayı talan etmekle kalmıyor, aynı zamanda onun içini boşaltıyoruz; hem mevcut fiziksel yapısını, hem de varoluşun temeli olan “bilinci” yok ederek…

Kogiler, kendilerinin dünyayı ve onun doğal ritmini korumakla görevli olduklarını düşünüyorlar. Ancak bundan birkaç on yıl önce, modern dünyanın “madencilik” ve “ormansızlaştırma” eylemleriyle bunun artık imkansızlaşmaya başladığını fark ettiler.

1990′da ortaya çıkıp, Alan Ereira ile işbirliği yapıyorlar ve 90 dakikalık bir BBC belgeseli hazırlıyorlar; bu belgeselde bizleri acilen değişmemiz gerektiği yönünde uyarmaya çalışıyorlar. Ve sonra tekrar kayıplara karışıyorlar…

Bu ilk film küresel bir başarı elde ediyor, hatta kabile insanları ve yerli halklar ile ilgili yapılmış filmler arasında en fazla ilgi görenlerden biri oluyor. 20 yılı aşkın bir süreç içinde defalarca -mesela sadece geçen sene ABD’de tam 30 kere!- çeşitli ülkelerde gösterimi yapılıyor. Bunun dışında Rio Konferansının gerçekleşmesine, İspanya Kralı‘nın Kogileri ziyaret etmesine, Kolombiyalı insanların bu topluluğa bakışlarının değişmesine yol açıyor.

Öyle ki bugün her yeni Kolombiya Başkanı, Kogilerin dağlarını ziyaret edip onların kutsamasına başvurmakta. Fakat şimdi Kogiler, Alan Ereira‘yı geri çağırmakta ve onların 30 yıl önce bize söylediklerini aslında hiç dinlememiş olduğumuzu anlatmaktalar. Bize “konuşulmasının”, yani sözcüklerin tek başına bizi değiştirmeye yetmediğini anlamışlar. Anlamışlar ki bizler kulaklarımızla değil, gözlerimizle öğreniyoruz. Yaklaşan kıyametin eşiğinde, Alan Ereira’dan onlarla yeni bir film yapmasını istediler. Bu filmde, kendi kutsal mekânlarının gizemlerine açılan tehlikeli bir yolculukla, bizim gerçeklik anlayışımızı değiştirebilmeyi umuyorlar.

İyi seyirler.

Alp Demirok
Alp Demirok
Dünyalı insan.

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X