Pandemi Koşullarında ‘Bellek Oluşturma İhtiyacı’ İle Şekillenen Podcast : K’nın Sesi

Pandemi Koşullarında ‘Bellek Oluşturma İhtiyacı’ İle Şekillenen Podcast : K’nın Sesi


Podcast üretimi ve tüketiminin giderek artmasıyla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliğini mesele edinen podcastlerde de bir artış söz konusu. K’nın Sesi kadınlar ve kuirler için üretim yapan bu podcastlerden biri. Pandemi süreciyle birlikte artan ve derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliğini konu edinen oyunlar ve sohbetlerle ilerleyen podcastin üreticileri ile konuştuk. Kadınlar ve kuirleri seçme nedenleri hakkında Duygu Dalyanoğlu, “Kamusal alanda görmezden gelinen, değersiz kılınan toplumsal cinsiyet meselelerinin; cinsiyete, cinsel yönelime ve kültürel kimliğe dair varoluş biçimlerinin temsil edilmesini elzem buluyoruz” diye konuştu. Podcast üretiminin kadınlar ve kuirler için önemine dair ise Beril Sarıaltun “Bu nedenle piyasa koşullarından bir yere kadar uzak olması temsil konusunda bir çeşitlilik sağlayabiliyor. ” diye belirtti. 

Podcastler son yıllarda dünya çapında daha fazla duyulan, üretilen ve tüketilen bir medya. Türkiye’de de podcast alanında böyle bir artıştan bahsetmek mümkün. Bu artış toplumsal cinsiyet eşitliğini konu edinen podcast yayınlarında da kendini gösterdi. Bu podcastlerden biri olan K’nın Sesi tiyatro oyunlarından esinlenen ve temsil etmek istenilen konularda bir oyun ve ardından konunun uzmanıyla yapılan bir sohbet formatında bir podcast. K’nın Sesi aynı zamanda temsiliyet çeşitliliğin, sağlamak amacıyla podcast yayıncılarına eğitim veren ve olanaklar sağlayan Google Podcast Creator Programme tarafından dünya çapında seçilen 20 podcastten biri oldu. Kendisini kadınlar ve kuirler için podcast olarak tanımlayan bir politikayla ilerleyen podcastin üreticileri Duygu Dalyanoğlu ve Beril Sarıaltun ile K’nın Sesi üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. 

Duygu Dalyanoğlu: Tiyatro sanatçısıyım. Tiyatroya 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci iken Boğaziçi Üniversitesi Oyuncularında başladım. 2009 yılında mezun olduğumdan beri de profesyonel olarak tiyatro alanında oyunculuk, yazarlık, reji, eğitmenlik yapıyorum. Özellikle kadın tiyatrosu, tiyatro ve toplumsal cinsiyet ilişkisi üzerine üretimler ilgi alanım diyebilirim. Örneğin, 2017 yılında Aysel Yıldırım ile birlikte kaleme aldığımız ve aynı zamanda oyuncu olarak da yer aldığım Zabel oyunu halen BGST Tiyatro tarafından sahneleniyor. 

Beril Sarıaltun: Müzisyenim ve BGST Records adında bir yapım şirketinde prodüktörlük yapıyorum. Lisede perküsyon çalmaya başlasam da müzikle daha derinlikli bir şekilde uğraşmaya Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde başladım. Üniversiteden mezun olduktan sonra da Berklee College of Music’te Elektronik Müzik ve Ses Teknolojileri programını bitirdim. Ses tasarımı ve elektronik müzik temel ilgi alanlarım arasında.  

“K’nın Sesi pandemiyi anlamlandırma ihtiyacı ile başladı”

Podcast üretme fikri nasıl ortaya çıktı ve motivasyonunuz neydi?

Duygu: Mart 2020’de pandemi ile beraber tiyatro oyunlarımızın iptal olması ve evlerde gönüllü karantinanın başlamasıyla yaşadığımız ilk şokun ardından şekillenmeye başladı K’nın Sesi projesi. Tabii pandemiyi anlamlandırma, virüsün  sebep olduğu hastalık ve ölümlerin yanı sıra yarattığı tahribatı, hayatımızı nasıl değiştirdiğini anlatma ihtiyacımızdan doğan bir sanatsal arayış ile başladı.  K’nın Sesi logosunu, oyun ve söyleşilerinin kapak görsellerini tasarlayıp hazırlayan Dilek Şenyürek daha ilk oyunun oluşumundan bu yana hep birlikte fikir alışverişi yaptığımız bir görsel sanatçı. O bu arayışı ‘‘bellek oluşturma ihtiyacı’’ olarak tanımlamıştı bir sohbetimizde. Buradan hareketle kısa oyunlar kaleme almaya başladım. Yazarken bir yandan da bu oyunların nasıl sahneleneceğini düşünüyordum. Aklıma hep çocukken severek dinlediğim tiyatro ile tanıştıktan sonra da mesleki bir merak ile takip ettiğim radyo tiyatrosu formu geliyordu. Yazarken bir yandan da bu form üzerine araştırmaya başladım. Radyonun artık bilgisayarda, cep telefonunda kısacası her yerde olması ile birlikte bu forma artık audio-drama (ses tiyatrosu) adının verildiğini ve gelişen ses teknolojileri ile İngiltere’de bazı oyunların üç boyutlu ses tasarımı ile üretildiğini öğrendim, dinledim. Bu aşamada Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nda (BGST) beraber çalıştığımız Beril’e açtım bu fikrimi. 

Beril: Duygu bu öneriyle geldikten sonra pandemi koşullarında anlamlı bir şekilde üretime devam etmek fikri oldukça heyecan verici oldu. Türkiye’den ve dünyadan takip ettiğim podcast formatlarında karşıma çıkan durum, bilgilendirici içerikle kurgusal olan arasında keskin bir ayrım çizilmesi. K’nın Sesi’nde bir tema ekseninde dramatik bir metni oyunculuk, müzik ve ses tasarımıyla bir oyuna dönüştürüyoruz. Dinleyicileri jenerikleri seslendiren Feryal Öney’in “gözlerinizi kapayın ve dinlemeye başlayın” anonsuyla bir dünyaya davet ediyoruz. Bu alışık olduğumuz podcast içeriklerinden biraz farklı. Sinema ya da tiyatro deneyimi gibi seyircilerin sadece dinledikleri hikayeye konsantre olmaları için bir çağrı aslında bu duyuru. Bir taraftan da sahneden alışık olduğumuz mizansen, sahne & renk tasarımı gibi anlatımı güçlendiren unsurları sadece sesle kuruyoruz. Seyircilerin de dikkatle kafalarında oyunun görselliğini kurarak dinlemelerini istiyoruz. Üç boyutlu ses tasarımı ve müzikle, oyuna derinlik katmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra oyunun temasında konunun uzmanlarıyla konuştuğumuz söyleşiler hazırlanıyor. Burada hibrit bir podcast formatı oluşturma fikri yenilikçi geldi. Bir şekilde sahne üstünde üretim yapmaya alışığız. Sadece dijital mecralar aracılığıyla sanatsal bir yolla yeniden seyirciyle buluşup farklı bir kamusal alanda söz söyleyebilmek de oldukça önemliydi. Oyunları BGST Tiyatro’dan Büşra Karpuz, Duygu Dalyanoğlu, Maral Çankaya, Nihal Albayrak,  Zeynep Okan seslendirdi. Aynı zamanda projeye dahil oldukları için çok mutlu olduğumuz iki konuğumuz da süreçte bizimle birlikte çalıştı. K’nın Sesi serisinin son oyununu Ayla Algan seslendirdi, Sevi Algan da yönetti. Feryal Öney de serinin tüm jeneriklerini seslendirdi.

“Pandemi sürecinde kadınların ve kuirlerin yaşadıkları dikkatimizi çekmeye başladı”

K’nın Sesi’ni kadınlar ve kuirler için bir podcast serisi olarak açıklıyorsunuz. Neden bu gruplar?

Duygu: Kamusal alanda görmezden gelinen, değersiz kılınan toplumsal cinsiyet meselelerinin; cinsiyete, cinsel yönelime ve kültürel kimliğe dair varoluş biçimlerinin temsil edilmesini elzem buluyoruz. ‘K’ harfi tüm bu varoluşları kapsıyor aslında… Uzun süredir feminist tiyatro alanında üretim yapan biri olarak pandemi sürecinde kadınların, kuirlerin yaşadıkları dikkatimizi çekmeye başlamıştı. Pandemi hem evde hem de evin dışındaki alanlarda varolan eşitsizlikleri derinleştiriyordu. Tüm bunların ışığında kadınların, LGBTİQ+ bireylerin bazen pandeminin gölgesinde kalmış olabilecek, bazen de daha öncesine dayanan deneyimlerini okumaya, gözlemlemeye başladık.

Oyunlar pandeminin farklı dönemlerine odaklanıyor, hatta sadece son üç dört ayı değil geçmişte olan ve  -belki de- gelecekte bizi bekleyen bir salgında geçiyor. Hepsinin ortak noktası gerçek bir deneyime dayanması. Örneğin Ben Yaşamak İstiyorum adlı kısa oyunun teması şiddet. Salgın döneminde ev içi şiddetin ve bahanelerinin arttığına dair bir haberde bir kadının ‘‘bu defa bana şiddet uygulamasının nedeni kuşlara ekmek atmam’’ dediğini okumuştum. Bundan hareketle kuşlarla dost olan bir kadının hikayesini hayal ettik. Ya da dünyada huzurevlerinde bakımsız bırakılan ya da terk edilen yaşlıların hikayelerini okumak bende salgını huzurevinde Alzheimer hastası bir kadının gözünden yazmaya götürdü ve Herkes Nerede? oyunu çıktı ortaya. Karanlık Gece ise hastalık sebebiyle birbirinden ayrı düşen iki kadın sevgilinin gerçek deneyimine dayanıyor. Oyunların başka bir ortak özelliği ise kadınların, kuirlerin iç sesine, belirli bir an ya da olay esnasında bazen ağızlarından dökülen ama çoğu zamanda içlerinden, kafalarından geçen seslere yer vermesi. 

Podcast

Diğer podcast serilerine göre daha farklı bir konseptle dinleyici  karşısına çıkıyorsunuz. Bir oyun ve ardından aynı tema üzerine bir uzman kişiyle sohbet. Bu konsepti seçme nedeniniz nedir?

Duygu: K’nın Sesi’ni sadece oyunlar yolu ile değil oyunların temasını daha geniş bir biçimde ele alabileceğimiz söyleşiler yolu ile de duyurmayı düşündük. Çünkü oyunlar yolu ile anlattığımız hikayelerin başka boyutlarını daha derinlikli olarak konuşmak istedik. Bu sohbetlere seçtiğimiz tema üzerine çalışan bir uzman ile oyundaki hikayeyi, karakteri konuşarak başlıyoruz, ardından oyunu aşan konular da gündem oluyor. Akademisyen Özlem Aslan’ın araştırdığı, sorularını hazırladığı bu söyleşilerde her oyunun temasını konu üzerine çalışan araştırmacılarla veya ilgili kesimlerin haklarını savunan aktivistlerle konuşuyoruz. K’nın Sesi’nin altı oyun, altı sohbetten oluşan bu ilk sezonu İngiltere’de York Üniversitesi tarafından da desteklendi. 

“Piyasa koşullarından uzaklık temsil konusunda çeşitlilik sağlıyor”

Podcast mecrasının kadınlar ve kuirler için  temsil konusunda diğer mecralardan bir farkı var mı? Sizin deneyimleriniz nasıl?

Beril: Müziğin dijital platformlar aracılığıyla nasıl dağıtım araçlarından geçtiğini kendi prodüktörlük deneyiminden doğru biliyorum. YouTube, Spotify, Apple Music gibi platformlarda var olabilmek için müzisyenlerin çok az getiriyle oldukça düzenli üretim yapmaları gereken bir düzen söz konusu. Buradaki üretimlerde belli seslerin daha ön planda olduğunu, seyirciyle buluşurken belli filtrelerin devreye girdiğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan podcast dünyası bu tabloda daha farklı bir noktada duruyor. Biraz YouTube’un gelirlendirmeye açılmadan önceki haline benzetebiliriz. Dağıtım teknolojileri açısından baktığımızda herkes için özgür bir alan olduğunu söyleyebiliriz. Dinlenme başına gelir edebildiğiniz bir içerikten bahsetmediğimiz için sadece büyük prodüksiyon şirketlerinin domine ettiği bir alandan -henüz- bahsetmiyoruz. Bu nedenle piyasa koşullarından bir yere kadar uzak olması temsil konusunda bir çeşitlilik sağlayabiliyor. 

“Programın önemi yaratıcı bir kamusallık için gereken araçları öğrenecek olmak”

Dünya çapında Google Podcast Creator Programı’na seçilen 20 podcast yayınından biri sizinki oldu. Bu sizin bundan sonraki yayınlarınız için ne anlam ifade ediyor?

Beril: 12 bölümün ardından ilk sezonu tamamlayıp pandemi deneyiminden bağımsız hikayeler, yeni formatlar hayal etmek ve tasarlamak üzere sezon arası verdiğimiz bir dönemde Google Podcast Creator Programına başvurduk. Bu program, dünyada podcastlerin görünürlüğü ve içerik kalitesini güçlendirmeyi hedefleyen kâr amacı gütmeyen bir ajans olan PRX Medya ve Google tarafından ortak yürütülüyor. Bir önceki sorunuzla da ilişkili olarak bu program, podcast dünyasında bir farklılık, çeşitlilik yaratmayı hedefliyor. Amaçları arasında bağımsız özgün içerikleri, daha az sesi duyulan grupların üretimlerini öne çıkarmak var.  Dünyada 120 ülkeden binlerce başvuru alan programda K’nın Sesi de seçilen 20 programdan biri oldu. Burada üretimlerimize dair düzenli geri-bildirim alacağımız, aynı zamanda podcast kanalı yönetmenin temel prensiplerini öğreneceğimiz bir eğitime gireceğiz. Aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinden orijinal içerikler üreten podcast yaratıcılarıyla birebir çalışma fırsatı bulacağız. Belli bir ekipman ve kaynak desteği de alacağız. Bu eğitim sürecini aşamalarıyla kayıt altına alıp belli köşe taşlarını Türkiye’de içerik üretenlerle de paylaşmayı hedefliyoruz.

Programın bizim için önemli noktalarından bir tanesi de podcast endüstrisinde sürdürülebilir ve yaratıcı bir kamusallık kurmak için gereken araçları öğrenecek olmak. Özetle, K’nın Sesi’nde gerçekleştirmek istediğimiz çok hayalimiz var, bu program bizim için güzel bir başlangıç olacak. Aralık sonunda eğitim programı sona ermesi ile beraber 2021 boyunca oyun ve söyleşilerin yanı sıra yeni formatlarla düzenli yayın yapmayı hedefliyoruz.  

“Podcast üretimi kadınlar ve kuirler için bir fırsat”

Podcast alanına dahil olmak isteyen kadın ve kuirlere önerileriniz var mı?

Duygu: Podcast daha çok kadının, kuir bireyin hikayelerini farklı formatlarda ifade etmesine olanak taşıyan bir mecra. Bu sadece sanatçılar için değil, gazeteciler, tarihçiler, psikologlar, edebiyatçılar gibi farklı meslek grupları için geçerli. Pek çok farklı uzmanlık dalının toplumsal cinsiyet odaklı yayın yapması mümkün. Bu konuda cesur ve araştırmacı olmak gerektiğini düşünüyorum. Zaten son yıllarda Türkiye’de de podcast mecrasının yaygınlaşmaya başlaması ile beraber böyle içeriklerin arttığını görüyoruz. Bu hem ilham verici hem de umut verici.

Beril: Podcast alanında da ana-akım medya anlayışının bir biçiminin sirayet ettiğini görebiliriz. En azından üretilen içeriğin çok rahat paylaşılabildiği bir alan olduğu için podcast üretiminin bir fırsat olduğunu düşünüyorum. O yüzden içerik üretmek için çalışmanın önünde bir engel yok. Bir diğer önerim, nitelikli üretim yapmak olur. Basit üretim altyapılarla da dinlenirliği yüksek ve kaliteli bir içerik üretmek mümkün. 

Nilüfer Bulut

nilüfer bulut
nilüfer bulut
1993 doğumlu. Ege Üniversitesi Gazetecilik mezunu. İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları yüksek lisans öğrencisi. Feminizm, queer, toplumsal hafıza ve siyasete ilgili.
Önceki İçerikNİNNİ
Sonraki İçerikALAZ PESEN~VAMPİRELLA

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X