Zeitgeist Belgeselleri Üzerinden ‘Sistem’e Bir Bakış ve Kaynak Bazlı Ekonomi ile Venüs Projesi

Zeitgeist The Movie

1. bölüm, din kurumunun güvenini sorgulamak için bilgi üretmek; Yahudi ve Hristiyan dini figürlerinin Sümerler ve Eski Mısır’da bazı dini figürlerle olan benzerlikleri üzerinden bu dinlerin fiktif ve kurgusal özelliklerine dikkat çekmektedir.

2. bölüm, 11 Eylül olayları hakkında bizlere anlatılan problemleri ve yazarların 11 Eylül olaylarından kimlerin sorumlu olduğunu gösteren iddialarını içermektedir.

3. bölüm, bankaların tek bir “Dünya bankası” oluşturma teorilerini kapsamaktadır.

2. Belgesel (Zeitgeist Addendum)

2. belgesel 4 bölüme ayrılmıştır. 1. bölüm şu anda geçerliliğini koruyan parasal sistem ve çöküşü iddialarını anlatmaktadır. 2. bölüm 1. bölümün devamı olarak John Perkins isimli eski ajan kendini ekonomik tetikçi olarak tanımlayan kişiyle röportaj olarak geçiyor. 3. bölüm Jacque Fresco tarafından üretilmiş Venüs Projesi hakkında bilgiler veriyor. 4. ve son bölüm doğa kanunları ile iç içe yaşamanın insanlar için ne anlama geldiğini araştırıyor.

3. Belgesel (Zeitgeist III Moving Forward)

Senaristliğini ve yönetmenliğini Peter Joseph’in yaptığı Zeitgeist: Moving Forward, Zeitgeist belgeselleri serisinin üçüncü ve son filmi. Belgesel, günümüz sosyoekonomik paradigmalarının temelinde yatan para ve bankacılık sisteminin nasıl olup da tüm dünyadaki insanları yönettiğini anlatmakta. Toplumların geleneksel düşünce biçimlerinden kaynaklanan tüketime duyduğu arzunun nasıl bir yıkıma götüreceğini göstermeye çalışan bu belgesel aynı zamanda doğal kaynakların sürdürülebilir bir biçimde kullanılmasıyla farklı bir dünya yaratılabileceği fikrini izleyicilere sunuyor.

Zeitgeist The Movie (Zamanın Ruhu)

Dini dogmalar, icat edilegelmiş en güçlü araçtır ve diğer birçok hikayeye konmak için insan psikolojisinde bir temel oluşturur.

11 Eylül Gerçeği… Delillere göre ABD hükümeti, halk iradesini kendi planları doğrultusunda yönlendirmek için kendi vatandaşlarına ‘sahte’ bir terörist saldırı düzenledi.

11 Eylül, dünyayı yönetenlerin büyük planının başlangıç noktasıydı. Hazırlanmış bir savaş bahanesiydi, tıpkı Lusitania’nın batırılması ya da Pearl Harbor ve Tonkin Körfezi olaylarının provoke edilmesi gibi. Aslında 11 Eylül örneklerinden farklı olarak hesaba katılmayan savaşlara da araç oldu. İki beklenmeyen yasadışı savaşın çıkmasına neden oldu: Irak ve Afganistan.

Aslında 11 Eylül başka bir savaşın bahanesiydi: “Size Karşı Yapılacak Savaş”

Eğer insanlar doğaya bağlı oldukları gerçeğini anlarlarsa ve içlerindeki gücün farkına varırlarsa, yarattıkları ve soyup soğana çevirdikleri tüm bu ‘zeitgeist’, kağıttan evler gibi YIKILACAK.

Sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde, Dünya barışı tanıyacak.

Dünyayı tek bir organizma olarak gören yeni bir bilinç gelişti ve bu bilinç fark etti ki, savaş içindeki bir organizma kendini yok eder.

Zeitgeist II Addendum

Sosyal sistem, faşist, sosyalist, kapitalist veya komünist olsun, altta yatan mekanizma; para, iş gücü ve rekabettir. Komünist Çin, ABD’den daha az kapitalist değildir. Aradaki tek fark, devletin pazara girme derecesidir. Gerçek “para-izm“dir.

Önemli olan, rekabete dayalı ekonominin, stratejik yozlaşmaya, serveti koruyan güce, sosyal katmanlaşmaya, teknolojide duraklamaya, işçilerin haklarının yenmesine ve hükümetin zengin elitler için olan diktatörlüğüne nasıl hizmet ettiğidir.

Hayatımızı ne iyileştirebilir?

Para? Tabii ki değil. Kimse parayı yiyemez veya parayı depoya koyup arabayla gezemez.

Politika? Politikacıların bütün işi yasalar çıkarmak, bütçe ayarlamaları yapmak veya savaş ilan etmektir. Politika kurumunun ve politikacıların, dünyamızı ve toplumumuzu güzelleştirmekle alakaları yoktur.

Din? Din, ihtiyacı olanlara manevi teselli sağlamaktan başka bir işe yaramaz.

Teknoloji… Hayatımızı kolaylaştıran birçok şey teknoloji tarafından yaratılmıştır.

Bugün elimizdeki imkanlar herkesi ev sahibi yapacak, dünya çapında hastaneler, okullar yapacak kadardır. En iyi ekipmanlarla laboratuvarlarda tıbbi araştırmalar yapabilir ve eğitim verebiliriz. Her şeye sahibiz, ama parasal sistemin içinde hiçbir şeye de sahip değil gibiyiz, yani şartlar var gibi aslında sonsuz kaynak içerisinde ve bizim bu şartlandırmalara farkındalığımızı vererek dikkatli olmamız gerekiyor.

İnsan doğası mı, insan davranışı mı?

Eğer sosyal saldırganlaşmayı yaratan koşulları tamamen yok ederseniz, var olamaz.

İnsan doğası yoktur, insan davranışı vardır ve tarih boyunca değişim göstermiştir.

Venüs Projesi

Yeşil enerji ile doğal kaynakların daha verimli kullanımıdır.

Eğer evler, şehirler ve ulaşım gibi toplumumuzdaki her şeyi yaratmak için uygun kaynaklar ve teknolojiler yeterli bollukta olsaydı, bir şeyleri satmaya gerek kalmayacaktı.

Aynı şekilde, eğer otomasyon ve makineler, insanları iş gücü olmaktan kurtaracak kadar teknolojik açıdan gelişmiş olsalardı, ortada iş sahibi olmak için hiçbir sebep kalmayacaktı.

Ve bu sosyal açıyla bakınca, paranın olması için de sebep olmayacaktı.

Dünya üzerinde yeterli kaynaklara sahip miyiz?

Her şeyin ücretsiz olarak elde edilebildiği ve işçiliği gerektirmeyen bolluk içinde bir toplum yaratacak teknolojik anlayışa sahip miyiz?

Evet, sahibiz.

Kaynak Bazlı Ekonomi

Bugün sahip olduğumuz teknoloji ile bolluk yaratabilir, herkesin hayat stilini güzelleştirebiliriz.

Günlük 1 saatlik güneş enerjisi, Dünya’nın 1 yılda tükettiği enerjiden daha fazla enerji içerir.

Birleşik Krallık’ın enerjisin %34’ü sadece gel-git yani okyanus dalga gücünden elde edilebilir.

Gezegenin enerji kullanımının %50’si sadece dalga gücünden elde edilebilir.

Ve bu enerjilerin kullanımında hemen hemen hiçbir ön hazırlık gerekmemektedir. Sadece dört kaynağın (güneş, rüzgar, dalga, gel-git) kombine olarak teknoloji ile verimli şekilde toplanması, Dünya’ya sonsuza kadar enerji sağlayacaktır.

Bunların hepsini geride bırakacak, diğer bir temiz ve yenilenebilir enerji formu daha var: JEOTERMAL GÜÇ

Isı madenciliği de denen bu enerji, su kullanan basit bir işlemle devasa miktarda temiz enerjiyi mümkün kılar.

Ulaşım… Dünyadaki bütün araçların elektrikli ve sıfır petrol ihtiyacı ile tamamen temiz olmasına, ahlaksız kâr açlığından başka hiçbir engel yoktur.

Değişim zamanıdır.

Dini inanışlar gibi, dominant dünya görüşleri toplumla uyuşmadan işlenmiştir. Kişisel ve sosyal gelişimin önündeki engellerdir. Kapalı dünya görüşünü sürdüren grupların, bu kıt algılayışla bildikleri, evrenin kendi devinimine sahip olamayacağıdır. Din, devinim süreci olan farkındalığı yok etmiştir. Takipçilerine yüklediği psikolojik yıkıma sebep olan “inanç” ile ve gelenekselleştirilmiş atıl inanışlarla, onların mantık ve yeni bilgileri reddetmelerine sebep olmuştur.

İnançların tarihine göz attığımızda, kurgulanmış efsaneler oldukları ve tarih süresince etkilenerek zirve noktasına geldikleri ortaya çıkar.

Dini inançlar, diğer tüm ideolojilerden çok daha fazla parçalanmaya ve çatışmaya neden oldu.

Tabiatın bütünü, birbiriyle ilişkili varlıkların müşterek sistematiğidir.

Hepimiz tek türüz, bizler yıldız ışığını toplayan yıldız tozuyuz.

Kitle imha silahları yerine, çok daha güçlü bir şeyi ortaya çıkarma zamanıdır.

Güç odaklarını insanların lehine hareket etmeye zorlamak için davranışlarımızı değiştirmeliyiz. SİSTEMİ DESTEKLEMEYİ BIRAKMALIYIZ.

Bu düzenin değişmesinin tek yolu, bitmeyen bu kusurların ve ahlaksızlığın farkında olup, bunun bir parçası olmayı reddetmemizdir.

Bazı Sosyal Dönüşüm Önerileri:

  1. Bankacılık sahtekarlığını ortaya koyun (Boykot).
  2. TV haberlerini izlemeyin (Bağımsız haber ajanslarını tercih edin).
  3. Askeriyeye katılmayı bırakın ve izin vermeyin. Savaş normal değildir ve sadece parasal sistem için organize edilir.
  4. Enerji şirketlerini desteklemeyi bırakın ve temiz enerjiye geçin.
  5. Politik sistemi reddedin. Demokrasi aldatmacası zekamıza hakarettir. Şirketlerin yönetimi var sadece (Şirketokrasi).
  6. Harekete geçin.

Gerçek devrim, bilinçte olan devrimdir ve her birimizin öncelikli ihtiyacı, doğru olduğuna koşullandırıldığımız, ilahi, maddesel zırvalardan kurtulmak; keşfetmek, geliştirmek ve düzenlemektir.

Zeitgeist III Moving Forward – Yol almak

‘Sözde’ ekonomik büyümenin sağlanması için tüketim artışını kasten teşvik eden bir sisteme devam etmek doğayı parçalayan bilinçli bir deliliktir.

Uzun Ömürlü Ürün‘ aslında ekonomik büyümeye terstir, bu nedenle üretilen herhangi bir ürünün yaşam süresinin kısa olmasını sağlamak için doğrudan, destekli bir teşvik mevcuttur.

Randıman, Sürdürülebilirlik, Saklama” ekonomik sistemin düşmanlarıdır.

Reklam Sektörü… Olmayan ihtiyaçlara yönelik suni bir eksiklik duygusu yaratmak için özenle çalışırlar ve görünüşe göre bunda başarılılar.

Psikososyal Gerilim… Topluma acı çektiren en büyük sosyal bozulmaların temelini oluşturur ve sebebi ‘Sermaye Piyasası Sistemi’dir.

“Sistemler Teorisi”ne göre doğal dünya dokusu insan biyolojisinden biyosfere, yeryüzünde canlıların yaşadığı her yere ve güneş sisteminin çekim gücüne kadar sinerjik olarak tamamen birbirine bağlı muhteşem bir sistemdir.

Stratejik Koruma… Bu durumda bizler üretim veya kullanım sonucu çevreye, dolayısı ile de bize zarar verecek ‘negatif reaksiyonlar’ olarak adlandırabileceğimiz etkilerden kaçınmak için neyi nerede kullanabileceğimiz konusundan net stratejiler üretebiliriz.

Stratejiler:

  1. Uzun ömürlü tasarım
  2. Geri dönüşümlü tasarım
  3. Gelişen teknolojiye kolay uyumlu tasarım

Coğrafi Yakınlık Stratejisi… Üretimi yerelleştirmeliyiz, böylece dağıtım basit, hızlı olur ve en az miktarda enerji gerektirir.

‘Kaynak Bazlı Ekonomi’de parasal piyasa sistemi yoktur. Para diye bir şey yoktur çünkü buna ihtiyaç kalmamıştır. Makineleşmenin verimliliğini takdir eder ve onu sunduğu imkanlar için kabul eder.

Bu bizi şehir sistemimize geri getirir.

Gandhi: “Şiddetin en ölümcül biçimi yoksulluktur.”

Her şey kötü gitmeye başladığında ve insanlar seçtikleri liderlere olan güvenlerini kaybettiklerinde değişim isteyecekler.

İnsan hayatının, muhteşem bir değişimin eşiğinde olduğu apaçık.

KAYNAKÇA & LİNKLER

https://www.youtube.com/watch?v=hyA0JtBOL1g

https://www.youtube.com/watch?v=4ttZOMFyYtQ

https://www.youtube.com/watch?v=aGTyQH7s5uc

https://www.thezeitgeistmovement.com/

https://www.thevenusproject.com/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Zeitgeist:_The_Movie

http://www.beyazperde.com/filmler/film-189504/

https://www.instagram.com/tzmglobal/

https://www.instagram.com/thevenusproject/

Remzi Özmen
Remzi Özmen
Aşktan gelir, aşka gideriz..
Önceki İçerikBİZ BİR AİLEYİZ
Sonraki İçerikYAĞMUR DAMLALARI

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Spotıfy

POPÜLER YAZILAR

NEOLİBERALİZME İNSAN HAKLARI PENCERESİNDEN BAKIŞ

Neoliberalzim ile insan hakları anlayışının siyasi ve medeni haklar bağlamında uyuştuğu görülürken, ekonomik ve sosyal hakların birey özgürlüğünü olumsuz etkileyecek bir devlet formu getireceğini savunan noeliberal görüş, bu haklar bağlamında insan hakları anlayışının dışına çıkar. Neoliberal özgürlük anlayışı ile insan haklarının özgürlük anlayışı birbirinden farklıdır. Neoliberal anlayışta kapitalist şirketlerin özgürlüğü bireylerin özgürlüğüne ve insan haklarının ekonomik ve sosyal kısımlarına yeğ tutulmaktadır.

LİLİTH: “9 KERE LEYLA”NIN HATIRLATTIĞI BİR KADIN

Lilith’in savunmasıyla başlayan film Leyla’nın ölümsüz Lilith’e dönüşmesi ve bize hikayesini anlatmasıyla son buluyor. Ne yaparsa yapsın şeytanlaştırılmaktan kurtulamayan Lilith bir de böyle deneyeyim, erkeklerin istediği gibi olayım diye domestik rolleri kabul etmiş, evinin kadını olmaya razı gelmiştir. Ancak böyle yaptığında da yine sonuç aynıdır. Oğlu bile onun düşmanı olarak karşısındadır. Neden? Oğul da bir erkektir de ondan.

“Yapmama”nın gücü adına

Bazen yapmamalı ve durmalıyız ki yeniden harekete geçmek için güç toplayalım, bazen yüklerimizi boşaltmalıyız ki yeni fikirler, hayaller için bahçemizde yer açılsın, bazen ölmeliyiz ki yeniden doğabilelim, bazen susmalıyız ki doğru zamanda doğru şeyler söylemek, kelâm etmek için alan açılsın...
X